22 ağustos akşamı Osmanlı Ordusu, Çaldıran sahrasına girerken, Safevi ordusu, bir müddetten beri burada bulunuyordu. 23 ağustos sabâhı fecirle beraber taarruza, 22-23 ağustos gecesi toplanan Osmanlı divân-ı harbi karar verdi. Türkiye’nin kaderini tâyin edecek büyük günlerden biriydi. Devlet, Timur hâriç, o güne kadar asla bu derecede büyük bir dış tehlikeyle tehdid edilmemişti. Şâh da Timur gibi bir Türk’tü, fakat Timur, Sünni-Hanefi idi. Şâh ise, ülkelerden başka vicdanları da esir etmek istiyor ve bunun için terör, kan, ateş ve kılıç kullanıyordu. Osmanlı ordusunun başarısızlığı, Safeviler’in Orta Anadolu’yu Şiileştirip İran’a katmasıyle neticelenebilirdi. Zirâ Safeviler’in taht şehri Tebriz’de idi, Timur’unki gibi çok uzakta, Türkistan’da, Semerkand’da değil.
Osmanlı meydan muharebesinde pâdişâh, dâima merkezde bulunur ve iki tarafında iki kanat, iki kolordu vardır, ayrıca öncü ve çok kudretli ihtiyat bir birlikler yerleştirilir. İran ordusunda ise Şâh, sağ kanatta idi, sol kanadı Diyâr-ı Bekr beylerbeyisi Ustacalu Mehmed Hân Türkmen’e vermişti, ayrıca merkez kolordusu yoktu. İki taraf sayısı biribirine eşit olup 100.000’er muhâribden ibaretti. En değerli birliklerini getirmişlerdi. İran ordusunun en büyük kısmı Türkmen süvârileri idi. Sancak sancak ve eyâlet eyâlet ayrılmış olup herbirinin başında Türkmen beyleri bulunuyordu. Osmanlı sağ kanadında (Anadolu beylerbeyisi -sonradan vezir-i âzam olan- Sinân Paşa, kurmay başkanı Karaman beylerbeyisi Zeynel Paşa) Anadolu tımarlı sipâhisi, sol kanadında (Rumeli beylerbeyisi Hasan Paşa) Rümeli tımarlı sipâhisi alay alay, sancak sancak yer almıştı, Merkezde pâdişâh, vezir-i âzam Dâmâd Hersek-zâde Ahmed Paşa, yeniçeri ağır piyâde tümeni, topçu tümeni ile beraber bulunuyordu. Rümeli akıncı tümeni, merkezin önünde idi. Osmanlı ordusunun silâhları modern, techizâtı daha iyi idi, fakat birlikler çok meşakkatli bir yolu kat” etmişlerdi, yorgundular, geceyi de askerin çoğu sabahki muhârebe heyecâniyle uykusuz geçirmişti. Şâh’ın Türkmenler’i mutaassıb Şii, Şâh’ları için can vermekten başka hiç bir idealleri olmıyan, şeci, mâhir süvarilerdi. Şâh’ın topçusu ve tüfekli piyadesi yoktu. Osmanlı’da 10.000 yeniçerinin bâzı Orta’larından başka, hafif piyade olan azab’lardan da bir çok birliğin tüfeği vardı. Top, hâlâ ne Avrupa’da, ne Asya’da meydan muharebesinde kesin te’sirli bir silâh olarak kabul edilmiyor, kale ve muhasara silâhı sayılıyordu. Hâlbuki yıllar önce Fâtih, Otlukbeli’nde aksini isbât etmişti. Topu meydan muharebesinin vaz geçilmez silâhı olarak ordusuna kabul eden tek devlet Osmanlı idi.
Rumeli akıncıları taarruza geçti. Polonya seferleriyle ünlü Varşova Fâtihi Malkoçoğlu Büyük Balı Paşa’nın iki oğlu, komando tümgeneralleri olan akıncı sancak beyleri Ali Bey’le Tür-Ali Bey, iki kardeş, bir kaç dakika ara ile ard arda şehid düştü. Kendilerinden muhârib hiç bir asker kabul etmiyen Şii Türkmenler, Rumeli akıncılarının bu korkunç cesareti karşısına hayrete düşmüşken, pâdişâh, kanatların hilâl şeklinde açılmasını emretti. Topçu tümeni ortaya çıktı ve yiğit Türkmen alayları, Osmanlı top ateşi karşısında sapır, sapır dökülmeye başladılar. Sağ ve sol kanatlardaki kolordularını kapatan ve ihtiyat tümenlerini öne süren Yavuz, on binlerce Safevi askeriyle dolu Çaldıran sahrasını seyrederken, Şâh’ın bulunduğu Safevi sağ kanadının merkezine taarruz emretti. Elinden ve ayağından yara alan Şâh İsmail, kaçmaya hazırlanıyordu. 15 yılda bir düzine devleti ortadan kaldırmış, Çaldıran’da bednâm olmuştu. Şâh’a benziyen ve onun elbiselerini giyen Hızır adlı bir Türkmen, «Şâh menem!» diye Osmanlı safları içine girdi. Şâh’ı esir ettiğini sanan Türk sipâhisi oyalanırken, Şâh firara muvaffak oldu.
14 Safevi Türkmen beylerbeyi (orgeneral) ve sayısı bilinmiyen sancak beyi (tümgeneral), muharebe meydanında Şâh’ları için can verdiler. Osmanlı tarafında 1 beylerbeyi ve 9 sancak beyi şehid düştü. Safevi sadrâzamı Abdülbâki Bey, Diyâr-ı Bekr beylerbeyisi ve Şâh’ın en iyi kumandanı Ustacalı Mehmed Hân Türkmen, Safevi kazaskeri Seyyid Hayder, Bağdâd beylerbeyisi ve Şâh’ın kayınbiraderi Hulefâ Bey Türkmen, Horasan beylerbeyisi Lala Bey Türkmen, Irâk-ı Acem (Hemedân) beylerbeyisi Tekeli (Antalyalı) Yegân Bey, ölen Safevi büyüklerinin en mühimleridir.
Şâh’ın otağı, tahtı, dünyânın en büyük elmasları çıkan hazinesi, zevcesi Taçlı Hanım, Osmanlı’nın eline geçti. Yavuz Sultân Selim muharebe meydanında 2 gün kalıp 11 gün yürüyerek Tebriz’e girdi (6.9.1514).
Osmanlı Devleti Tarihi – Cilt 1
