İsmâil, ağabeyinin de katli üzerine, 7 yaşında şeyh ilân edildi (1494). Bu sırada Safevi şeyhleri çevresinde pek çok Anadolulu Türkmen toplandığı için, Akkoyunlular’ca haklarında tâkıybâta başlanmıştı. Ancak, hiç bir zaman Sünnilik’den ayrılmıyan Halime Beğim, oğlu çocuk İsmail’i koruyordu.
Büyük mücâdelelerden sonra 15 yaşındaki Şeyh İsmail, Akkoyunlular’ı Tebriz” den kovup (1502) kendisini şâh ilân etti. Sünnilik’te direnen annesi Halime Begim’i öldürttü. Kan ve ateşle, Sünni İran’ı Şii yaptı. Sünni’liği yasakladı. Ele geçirilen Sünni erkekler öldürüldü, kadınları ve kızları umumhanelere yollandı. Türkistan (Doğu Türk) hâkaanı Cengizoğlu Şaybak Han’ı da meydan muharebesinde mağlüb edip öldürttü ve kafatasını altınla kaplatarak içki içti. Askeri ve iktisâdi kudreti Memlükler’i geçerek, Osmanlı’dan sonra Dünyâ’nın 2. güçlü devletine sâhib oldu. İmparatorluğu İran’ı, Batı Afganistan’ı, Güney Kafkasya’nın orta ve doğu kesimlerini, Dağıstan’ı, Doğu Anadolu’yu, Irak’ı, Arabistan’da Lahsâ’yı ihtiva ediyordu.
Safevi devleti, bir Türk devleti idi. Ordu tamamen Türk’tü ve bütün eyâlet vâlileri Anadolu’dan gitme Türkmen beyleri idi. Şâh İsmâil, Türkçe’nin büyük şâirlerinden biridir. Tebeası, bilhassa ordusu nazarında Şâh, yalnız imâm degildi, Tanrı’ya yakın bir şeydi, bizzat Tanrı olduğuna inanan câhil Türkmenler az değildi.
Şâh İsmail, bu suretle Sünni İslâm ve Türk âlemini ikiye bölmüş, Türkiye ile Türkistan arasında girerek Türk târihinin geleceğini karartmış oluyordu. İran’a, vaktiyle Fâtımiler’in -Mağrib’den gelip- Mısır’a yerleşmelerinden çok daha kudretle yerleşti. Zirâ Mısır’dan Şia, Salâhaddin Eyyübi’nin tek darbesiyle tamamen sökülüp atıldığı hâlde bugün İran, anadili Farsça olsun, Türkçe olsun, hâlâ Şii’dir. Şâh İsmâil bu neticeyi, Sünni Akkoyunlular’dan ekserisi Sünni olan İran’ı alarak elde etti.
Osmanlı Devleti Tarihi, Cilt 1
