Tâbiin devrinin büyük âlimlerinden Vehb bin Münebbih, İdris’in (aleyhisselâm) diri olarak göke kaldırılışını şöyle anlattı; “İdris (aleyhisselâm) zamanında yeryüzünde yaşayanların yaptıkları ibâdetler her gün Allahü teâlâya arz ediliyordu. Bu arz sonunda melekler, bilhassa Melek-ül mevt (Azrâil (aleyhisselâm)) İdris’in (aleyhisselâm) bu hâline hayran kaldı. Onu ziyâret etmek ve sohbette bulunmak için Allahü teâlâdan izin istedi. Allahü teâlâ ona müsâade etti. Melek-ül mevt, İdris’e (aleyhisselâm) insan süretinde geldi, İdris (aleyhisselâm) dehr orucu (bütün sene oruç) tutuyordu. İftar vakti gelince, Melek-ül mevt’i yemeğe dâvet etti. Fakat Azrâil, İdris (aleyhisselâm) ile yemek yemedi. Bu hâl üç iftar vakti devam etti. Üçüncü gece olunca, İdris (aleyhisselâm) Melek-ül mevt’e; “Artık senin kim olduğunu öğrenmek istiyorum” dedi.
Azrâil (aleyhisselâm) kendisinin Melek-ül mevt olduğunu söyledi. “Allahü teâlâdan, seni ziyâret etmek ve seninle sohbet etmek için izin istedim. Allahü teâlâ bana izin verdi. Ben de geldim” dedi. Bunun üzerine İdris (aleyhisselâm) ona; “Senden bir ricâm var” dedi. Melek-ül mevt; “Nedir?” dedi. İdris (aleyhisselâm); “Bir anlık benim ruhumu al” dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ Melek-ül mevt’e; “Onun ruhunu al” diye vahyetti. Melek-ül mevt (aleyhisselâm) İdris’in (aleyhisselâm) ruhunu aldı. Fakat bir müddet sonra Allahü teâlâ, tekrar iâde etti. Melek-ül mevt, İdris’e (aleyhisselâm); “Niçin ruhunun kabzedilmesini istedin” diye sordu. İdris (aleyhisselâm); “Ölümün acısının ve sıkıntısının nasıl olduğunu tadayım da ona göre hazırlanayım, diye ruhumu kabzetmeni istedim” dedi.
