Biraz da Biz Ölelim’de İncili bir ziyafete davetlidir. Ziyafeti veren kimse zengin
liği kadar hasisliğiyle meşhurdur. Bu nedenle İncili daveti kabul etmek istemez. Ancak
İncili ısrarlara dayanamaz ve gitmeye mecbur kalır. Ziyafet sofrasına oturunca ev sahi
binin cimriliği bir kez daha kendini gösterir. İncili bu defa dayanamaz ve gayet esprili
bir yaklaşımla duruma müdahale eder:
Yemeklerden ilk olarak çorba getirilmiş. Ev sahibi, sırf kendine özel gayet iri ve
adeta kepçe şeklinde bir kaşık kullandığı halde, misafirlere verilen kaşık, tahtadan,
dümdüz ve daldırıldıkça boş çıkan türdenmiş. Ev sahibi, bu kepçe şeklindeki kaşığı çor
baya her daldırışında kâsenin içindeki çorbayı boşaltıyormuş. Misafirler ise düz ve
tahta kaşıkla çorbayı içemiyorlarmış. Üstelik ev sahibi, her kaşık sallayışta: – Oooh! Öldüm! diyerek, memnuniyetini ortaya koyuyormuş.
İncili Çavuş bakmış olmayacak. Ses çıkarmazsa, elindeki düz tahta kaşıkla aç
kalacak, ne yapsın? Hemen sahibinin elindeki kallavi kaşığa doğru uzanarak, – Aman, efendi hazretleri! Senin deminden beri ölüp ölüp de dirildiğin yeter, ver şu
elindeki kaşığı da biraz da biz ölelim, demiş.
