İncili Çavuş İstanbul’a geldiği ilk günlerde çok zor günler geçirmiş, işsiz güçsüz
dolaşmış, büyük parasızlık çekmiş, elindekini avucundakini harcadığından sıkıntıya
düşmüş, son günlerde de elinde iki akçelik bir tek sikke kalmış. Bir bakkala giderek bir
akçelik peynir almış, iki akçelik sikkeyi vermiş. Bakkal, parayı kasasına atıp üstünü
vermeyince İncili sormuş:
–Bakkal efendi, bir akçeyi vermedin!
Bakkal kızmış: –Nasıl olur, verdim ya!
Verdim, vermedim derken bakkal dayatıp durunca, İncili çaresiz oradan ayrılıp
karşıdaki fırına gitmiş.
Fırıncıya: –Şuradan bir akçelik ekmek ver, demiş.
Ekmeği alıp para filan vermeden uzaklaşınca fırıncı bağırmış ardından:
–Arkadaş ekmeğin parası?
–Verdim ya! –Vermedin! –Verdim! –Vermedin!
Verdim, vermedim derken fırıncı: –Peki, git yoluna seninle mi uğraşacağım, demiş.
İncili Çavuş epeyce ilerledikten sonra ıssızca bir yerde peynir ekmeği yerken,
kendi kendine şöyle demiş:
–Ey yüce Allah’ım, gördün ki bakkal benden bir akçe fazla aldı. Ben fırıncıya
hiç para vermedim. Ne olur, sen bakkaldan al, fırıncıya ver! Kimsenin hakkı kimsede
kalmasın
