Osmanlı’nın Tuna kuzeyine geçerek Romanya ve Macaristan topraklarına girmesi, Bizans’ın en ciddi şekilde tehdidi, bütün Avrupa’yı Türkiye’ye karşı birleştirdi. 1395 yaz ayları boyunca Bizans’ın Osmanlılar’ca ikinci muhasara veya ablukası, Osmanlı tasvibi olmaksızın Bizans sürlarından kimsenin girememesi ve çıkamaması, Sultân Bâyezid’in Boğaz’ın Asya kıyısında Güzelce Hisar (Anadolu hisarı) denen kaleyi yaptırması, Katolik Latinler’i Adalar (Ege) Denizi’nden atmak için teşebbüsleri, Avrupa’yı yeni bir Haçlı seferi tertibine sürükledi.
Çok iyi teçhiz edilmiş ve her ülkenin en iyi birliklerinden oluşan 130.000 Hıristiyan askeri hazırlandı. Macaristan krallığı, Fransa krallığı, İngiltere krallığı, Almanya imparatorluğu, Polonya krallığı, Venedik Cumhuriyeti, Kastilya (İspanya) krallığı, Aragon krallığı, Papalık, Rodos Şövalyeleri, Norveç krallığı, İskoçya krallığı, Töton Şövalyeleri, Ceneviz Cumhuriyeti ve daha bir takım küçük Avrupa devletleri, en seçkin birliklerini bu orduya gönderdiler. Hazırlık uzun sürdü. Venedik, donanmasını seferin emrine tahsis etti. Davet sahibi, Papa idi. Orta Çağ Avrupası’nda görülmemiş meblâğlarda para harcandı. Avrupa, Türkler’i Balkanlar’dan Anadolu’ya atmıya kesin kararlı idi. Bu iş te’min edildikten sonra Haçlı ordusu, Kudüs’e gelecek, Memlükler’den Kudüs’ü de alacaktı! Plan, açıklandığı kadarıyla, bu idi.
Büyük harb meclisi Budapeşte’de toplandı ve Macaristan kralı Birinci Sigusmund’u başkumandanlığa seçti. Bu hazırlıklardan haberi olan Türkiye, daha 1396 şubatında Macaristan’a harb ilân etmişti. Haçlı ordusu, Macaristan-Türkiye sınırını geçerek Osmanlı topraklarına daldı. Tuna’nın güney kıyısında Niğbolu kalesi önüne geldi. Kale kumandanı Doğan Bey teslim olmadı. Bu sırada Yıldırım Bâyezid, 70.000 askerle Tırnova’ya geldi ve son hazırlıklarını yaparak, 15 günden beri Niğbolu kalesinin önünde eğlendiğini haber aldığı Haçlılar’ın üzerine yürüdü. Ayrıca Şıpka geçidine 20.000 asker sevketmişti ki bunlar muharebeye katılmamışlardır.
Haçlı ordusu 130.000 kişi olup 60.000’ini Macaristan krallığının çeşitli kavimlerden müteşekkil ordusu teşkil ediyordu. Sonraki en büyük birlik, Fransız prensi Korkusuz Jean’ın kumandasındaki 10.000 Fransız idi. Haçlılar, bu çapta bir meydan muharebesini ne görmüş, ne de kitaplarda okumuşlardı. İyi askerlerdi. Fakat en çok beş on bin kişi karşı karşıya vuruşmaya alışmışlardı. Biribirlerinin dillerini bilmiyorlardı. Türk muharebe taktiğinden haberleri yoktu. Yıldırım Bâyezid kıskacını daralttıkca şaşırdılar, Tuna’ya can atmak istediler, fakat nehrin baştan başa Türk sipahisi tarafından tutulduğunu gördüler. Türkler, teslim olmıyanları kılıçtan geçiriyorlardı. Fransız büyük sancağı, altı ayrı sancakdârın maktül düşmesi üzerine altı defa yere düşüp altı defa kaldırıldı. Son defa Fransa deniz kuvvetleri kumandanı Amiral Jean de Vienne’in ölüsünün elinden Türkler’ce alındı. Bu mukaavemete rağmen mağlübiyet önlenemedi.
100.000 Hıristiyan askeri öldü veya Tuna’da boğuldu, 10.000 kadarı Türkler’e esir düştü, 20.000 kadarı münferid halde kaçabildi. Türk zâyiâtı bilinmemektedir. Avrupa kaynaklarına göre 30.000 Türk askeri ölmüş ve yaralanmıştır.
Osmanlı Devleti Tarihi
