- ABDULKADİR GEYLANİ SÖZLERİ
- Altın Detay
- Altın Detay
- Altınlar
- AMP
- Ana Sayfa
- Ana sayfa – dtarihi.com
- Anasayfa – mobile
- ATTİLA SÖZLERİ
- Ayarlar
- Beğendiklerim
- Buy Adspace
- Canlı Borsa
- Canlı Tv
- Canlı Tv 2
- Checkout
- Checkout
- Deneme Page
- Döviz Detay
- Döviz Detay
- Dövizler
- dtarihi.com
- dtarihi.com
- Eczane
- Favori İçeriklerim
- Gazeteler
- Genel Ayarlar
- Get In Touch
- Get In Touch
- Giriş
- Günlük Burç Yorumları
- HACI BEKTAŞ-İ VELİ SÖZLERİ
- Hakkımızda
- Hava Durumu
- Hava Durumu
- Hava Durumu 2
- Header4
- Hesabım
- Hisse Detay
- Hisse Detay
- Hisseler
- Home
- Homepage
- Homepage
- HZ MUHAMMED (S.A.V.) SÖZLERİ
- İletişim
- Kayıt Ol
- Kripto Paralar
- Kriptopara Detay
- Kriptopara Detay
- Künye
- Login/Register
- Login/Register
- MEVLANA SÖZLERİ
- My account
- My account
- Namaz Vakitleri
- Namaz Vakitleri
- nnbil
- Nöbetçi Eczaneler
- Nöbetçi Eczaneler
- Our Authors
- Our Authors
- Parite Detay
- Parite Detay
- Pariteler
- Profili Düzenle
- Puan Durumları
- Puan Durumu
- SADİ ŞİRAZİ SÖZLERİ
- Sample Page
- Şifremi Unuttum
- Şifremi Unuttum
- Şifremi Yenile
- Sinema
- Sinema Detay
- Son Dakika
- Takip Ettiklerim
- Takipçilerim
- Typography Elements
- Typography Elements
- Üye Giriş
- Üye Kayıt
- Üye Onay
- Yayın Akışları
- Yayın Akışları 2
- Yayınlar
- Yazarlar
- Yazarlar
- Yazdığım Haberler
- Yazı Düzenle
- Yazı Gönder
- Yazılarım
- Yol Durumu
- Yol Durumu 2
- Yorumlarım
- Yorumlarım
Subscribe to Updates
Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.
What's Hot
Yazar: admin
Kanuni’nin Fransa Kralı Francois’e yazdığı meşhur bir mektup var. Mektubun ve olayın aslı nedir?
Kanuni’nin Fransa Kralı Francois’e yazdığı meşhur bir mektup var. Mektubun ve olayın aslı nedir? Malumdur ki Sultan Süleyman saltanının hemen başında Avrupa’daki gelişmeleri çok iyi takip etmeye başladı. Daha önce de temas ettik. 1. François, 5. Karl ile giriştiği imparatorluk yarışını kaybetti, sonra İtalya meselesi dolayısıyla da iki taraf arasında savaş başlamıştı ve bu savaşta 1. François esir düştü. Annesi oğlunu esaretten kurtarmak için İngiltere kralına ve ardından Osmanlı Sultanına başvurdu. İşte bu vesileyle yollanan mektuba Sultan Süleyman’ın yazdığı karşılık çok meşhurdur. Bu mektup iyi bilinir, fakat uzun süre mektubun aslı Fransa’da ortaya çıkmamıştı ve bazı eserlerdeki kopya metinlerden hareketle…
Adı Hızır dediniz. Ona ‘Hayreddin’ adını Yavuz Sultan Selim vermiş deniliyor… Evet, doğru, esas adı Hızır, ama oraya geldiği zaman Osmanlı kültürüne uygun bir isim olarak Hayreddin deniyor… Mesela Uluç Ali Paşa’nın ismi de esir veya dönme,yani mühtedi demek olduğu için buraya gelince Kılıç Ali Paşa yapılmış; zira Uluç bir paşaya uygun bir isim değil. Hayreddin de aynı mantıkla koyuluyor; gazi imajına da uyacak bir şey. Batılılar Barbaros, bizimkiler Hayreddin diyor. Dinin hayrı manasında. Emrah Safa Gürkan
Meşhur bir üç yıllık İran seferi var. Neler yaşandı o dönemde? 1386-1388 yılları arasında gerçekleşen ve kayıtlara Üç Yıllık Sefer olarak geçen söz konusu sefer, bir anlamda Timur’un İslam dünyasının en önemli hükümdarı olma yolundaki ilk büyük adımı olarak değerlendirilebilir. Başkenti Semerkan’dan hareketle başlayan söz konusu sefer esnasında İran, Azerbaycan ve Gürcistan’ı kontrol altına alan Timur birçok hükümdara da boyun eğdirmişti. İrili ufaklı birçok emir ve beye diz çöktürmenin yanında Bağdat’taki Celayirli Ahmed’i sindirmiş, Memluk Sultanı ile irtibat kurarak kendisine karşı ittifak etmeye çalışan Toktamış’ı Kafkas geçitlerinde mağlup etmiş. Doğu Anadolu’ya girerek Karakoyunluları hakimiyeti altına almaya çalışmıştı. Şöyle kuşbakışı olarak…
Lozan için çok yazdınız, kitapta da bahsettiniz. Ama ben yine soracağım. Lozan hezimet midir, zafer midir? Yoksa sizin tabirinizle, ikisi de değil, bir uzlaşı mıdır? Lozan Barış Antlaşması, yeni Türkiye Devleti’nin hem müesseseler hem sınır hem de yaşaması bakımından kuruluşunu tayin eden çok ehemmiyetli bir anlaşmadır. Zafer mi, hezimet mi diye kavgalar devam ediyor. Ancak en doğrusunu tarihçiler söylüyor: Lozan bir uzlaşmadır. Şu bir gerçek ki, bize Lozan’da hiçbir şey verilmedi, biz kendimiz aldık. Harpten yeni çıkmış bir millet olarak, adeta ölüm hükmü olan o eski antlaşmayı, yani Sevr’i kabul etmedik. Lozan mantıklı ve şerefli bir uzlaşmadır. Nitekim kalıcı ve…
Hürrem ismi Farsçadır; sevinçli, şen, neşeli, ferah ve güler yüzlü gibi anlamlar taşır. Kendisinin bugünkü Ukrayna’dan getirildiği ve cariye olarak hareme girdiği dışında çok kesin bilgiler yoktur. Fakat onun Ukrayna’da Rogatin denilen bölgede yaşayan fakir bir Katolik papazın kızı olduğu, Kırım Tatarlarının yaptıkları bir akın sırasında esir alındığı 14-15 yaşlarında Hafsa Sultan’a veya İbrahim Paşa tarafından Sultan Süleyman’ın haremine hediye edildiği rivayet edilir. Benim kanaatime göre Sultan Süleyman ile tanıştırılması 1520-21 arasında olmalıdır ve Sultan Süleyman’ın tahta çıktığı dönemde vuku bulmuştur, bunda da yukarıda temas ettiğim gibi Belgrad seferi sırasında Sultan Süleyman’ın iki oğlunu ve kızını hastalığa kurban vermesi, annesi…
Silsileler hâlinde gelen büyük zaferler ile mukaddes ve mübârek emânetlere nâil olmanın hazzı ve şükür hissi içinde olan cihangir Sultan Yavuz, Pîrî Paşa ile bir gün sohbet ederlerken: “–Allâh’ın izni ile büyük fütûhatlarda bulunduk. Hâdimü’l-Haremeyni’ş-Şerîfeyn ünvânına kavuştuk. Allah bize her zaman ve her mekânda zafer lûtfetti. Hazinelerimiz lebâleb altın ile doldu. Şimdiden sonra bu devlet yıkılır mı?” diye sordu. Pîrî Paşa şöyle cevap verdi: “–Hâkânım, bu hâl, bu ruh, bu azim ve bu teslîmiyetle bu devlet kolay kolay yıkılmaz! Lâkin torunlarınızın zamanında Rabbin ihsân ettiği mükâfatların, nîmetlerin şükrü edâ edilmez, emânetlere sahip olunmaz ve hak tevzî edilmez ise, yıkılır. En çok şu üç…
Her şeyden önce yapılı biri. Uzun boylu ve karşısındakileri etkisi altına alan bir görüntüsü var. Sakalları uzun. Öyle ki, ok atarken sakalını düğümlediğine dair bilgi var. Ayrıca uzun başlık giydiği, sakalının ucu ile başlığının ucu arasındaki mesafenin aşağı yukarı bir metre civarında olduğu kaydedilmiş. Taht üzerinde heybetli ve azametli görüntü sergilediği düşünüldüğünde sakal ve külahın özel bir tercih olduğu düşünülebilir. Tahtın önüne gelen elçiye korku salan, onu gören herkesin heybetinden ürktüğü biri Sultan Alp Arslan. Cihan Piyadeoğlu
Alparslan’ın kibre kapıldığı ve Allah’ın kendisini bu kibir nedeniyle cezalandırdığını söylediği rivayet edilir. Aslı var mıdır bu söylentinin?
Alparslan’ın kibre kapıldığı ve Allah’ın kendisini bu kibir nedeniyle cezalandırdığını söylediği rivayet edilir. Aslı var mıdır bu söylentinin? Bu bilgiyi farklı kaynaklarda bulmak mümkün. Birbirinden biraz değişik olsa da içerik olarak hemen hemen aynı şeyleri kaydederler. Kayıtlara göre Alp Arslan’ın ölmeden önce söylediği söz şöyle: ”Her nereye yönelsem ve hangi düşman üzerine yürümek istesem daima Allah’tan yardım dilerim. Dün bir tepeye çıktım, ordunun azametinden ve askerlerimin çokluğundan dolayı altımda yer titriyordu. Kendi kendime: ”Ben bütün dünyaya hükmeden biriyim, bana hiç kimsenin gücü yetmez.” dedim. Bu yüzden Allah Teala beni yarattıklarının en zayıfı karşısında aciz bıraktı. Allah’tan mağrifet diler ve bu…
Timur’un ilginç ceza yöntemleri var. Birkaç örnek vermek gerekirse, mesela bir şehri tamamen
Timur’un ilginç ceza yöntemleri var. Birkaç örnek vermek gerekirse, mesela bir şehri tamamen yok ediyor, halkını öldürüyor -ki sonradan karşısına çıkacak olanlara ibret olsun… Yine mesela bir emiri öldürtecekse, elini kana bulamak yerine, daha önce haksızlık yaptığı bir hasmına teslim ediyor, cezasını o veriyor. Ya da Melik İzzeddin’e yaptığı gibi, ona ve oğullarına sıradan, herhangi bir esir muamelesi yaptırıp, gururlarını kırıyor ve hakaret etmiş oluyor. Muzafferi Hanedanı’nı ise tamamen öldürtüyor… Biraz bu yöntemlerden söz edebilir miyiz? Hepsinde bir mesaj kaygısı mı var sizce? Öncelikle şu noktayı vurgulamak lazım: Timur’un uyguladığı ceza yöntemleri ona has şeyler değil. Yani bu türden uygulamaları…
”Mal biriktirip onun çokluğuyla övünmek sizi aldattı. Ademoğlu: Malım, malım der! Halbuki yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sadaka verip ölümsüzleştirdiğinden başka malı var mıdır?” (Müslim, Tirmizi, Nesai) Başka bir Hadis-i Şerif’te Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: ”Ademoğlunun üç dostu vardır. Biri ruhu alınıncaya kadar onu takip eder: İkincisi, kabirde, üçüncüsü de mahşerde onu takip eder. Ruhu alınıncaya kadar onu takip eden malıdır. Kabre kadar onu takip eden ailesidir. Mahşere kadar onu takip eden amelidir.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Bir Ayet-i Kerime’sinde Allah Teala şöyle buyuruyor: ”Çokluk kuruntusu sizi son derece oyaladı.” (Tekasür Suresi 102/1) Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: ”Mal biriktirme ve şöhret düşkünlüğü suyun yeşilliklerini bitirdiği gibi kalpte nifakı yeşertir.” Başka bir hadislerinde Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: ”Üstünlük, mal ve makam sevgisinin Müslümana verdiği fesadı, vahşi iki kurt koyun sürüsüne veremez.” Başka bir hadislerinde Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: ”Malı çok olanlar helak olacaklardır. Ancak Allah’ın kulları arasında, falan şu kadar, filana şu kadar veriyorum, diyenler hariç; bunlar da çok azdır.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
İbn Mes’ud Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: ”Şeytan Arap yarımadasında puta taptırmaktan artık umudunu kesmiştir. Fakat o sizin
İbn Mes’ud Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: ”Şeytan Arap yarımadasında puta taptırmaktan artık umudunu kesmiştir. Fakat o sizin küçük günahlar işlemenize razı olur. Bunlar da insanı helaka götürür. Gücünüz nispetinde zulümden kaçının.” Bir kul kıyamet günü Allah’ın huzuruna dağlar kadar ibadetiyle gelir de ibadetlerinin onu kurtaracağını umar. Fakat o esnada biri çıkar: ”Ya Rabbi, falan kişi benim hakkıma girdi’ der. Allah da: ‘Git onun iyiliklerinde al’ der. Hak sahipleri adamın iyilikleri bitinceye kadar bu şekilde haklarını alırlar. İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Hz Ali’den rivayet edildiğne göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: ”Allah Teala’nın en sevdiği kul, rızkına kanaat eden ve Allah’ın takdirine razı olandır.” Yine Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: ”Zengin-fakir tüm insanlar kıyamet günü, keşke dünyadaki nasibim ihtiyacım nisbetinde verilseydi, diye hayıflanacaktır.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: ”Surun sahibi İsrafil, boru şeklindeki boynuzu ağzına dayamış, yüzünü dönmüş, kulak kesilmiş, ne zaman üfürme emri verilecek diye beklerken nasıl nimet içinde yüzebilirim?” (Tirmizi 2431) Mukatil şöyle der: ”Sur bir boynuzdur. Hz İsrafil ağzını boru şeklindeki bu boynuza dayamıştır. Boynuzun genişliği yer ile gök arasındadır. İsrafil gözünü arşa dikmiş, Sur’a ilk üfleme emrini beklemektedir. İlk üflemesinde yer ve gökte bulunan tüm canlılar yere baygın düşerler. Yani Allah Teala’nın canlı kalmalarını dilediği hariç hepsi ölür. Canlı olarak kalanlar Cebrail, İsrafil, Mikail, Azrail’dir.” Sonra Allah Teala ölüm meleğine, sırasıyla Cebrail, İsrafil ve Mikail’in canlarını almasını emreder.…
Zunnun-i Mısri şöyle der: ”İnsanlar arasında küfre en yakın kişi sabırsız fakirdir.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi iki komutanlarının doğduklarında avucunda kan bulunmuştu. Bu iki komutan kimdir?
Timur ve Cengiz Han’ın hayat hikayelerinin benzeştirildiğini düşünüyor musunuz? Örneğin avucunda kan bulunması efsanesi gibi… Tabii, bu doğru… Aynı zamanda doğal… Kendisini ”bir tür yeni Cengiz Han” olarak gören, onun mirasını sahiplenen ve adeta tarihe onun kaldığı yerden hareketle şekil vermeye gayret eden Timur’un daha sonraki dönemlerde kendisi ile ilgili olarak kaleme alınan metinlerde ona benzetilmesi de bu bakımdan doğal karşılanmalı. Nihayetinde gerek Cengiz Han’ın gerekse Timur’un temsil ettikleri hükümdar tipi aynıdır. Bozkır fatihi, güçlü, dünyayı fethetmeyi ve yerkürenin en büyük hakimi olmayı, tabir yerindeyse ideolojik bir motivasyona dönüştürmüş hükümdar tipidir bu. Benzer koşulların benzer sonuçlar ürettiğine çok rastlanır tarihte.…
ALLAH TEALA HZ İSMAİL’E şöyle vahyetti: ”Beni kalbi kırık kullarımın yanında ara!” HZ İSMAİL ”Ya RABBİ, onlar kim? diye sorunca ALLAH TEALA:
Allah Teala, Hz İsmail’e şöyle vahyetti: ”Beni kalbi kırık kullarımın yanında ara!” Hz. İsmail ”Ya Rabbi, onlar kim? diye sorunca Allah Teala: ”Doğruluktan sapmayan fakirlerdir” buyurdu. İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Hz Ali Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğu rivayet eder: ”İnsanlar fakirlere buğzedip, dünyaya tamahkarlıklarından dolayı para kazanmak için yarıştığında Allah onlara dört bela verir: 1- Zamanın en büyük kıtlığı 2- Devlet başkanlarının zulmü 3- Devlet yetkilililerinin hıyaneti 4- Düşmanlarının galibiyeti.
Hz Musa Allah Teala’ya: ”Ey Allah’ım, kulların arasındaki dostlarını bana göster ki onları senin için seveyim” der.
Hz Musa Allah Teala’ya: ”Ey Allah’ım, kulların arasındaki dostlarını bana göster ki onları senin için seveyim” der. Allah Teala da ”Bütün sabreden fakirler” buyurur. Hz İsa der ki: ”Ben fakirliği seviyorum, zenginlikten de nefret ediyorum” Nitekim o en çok ”Ey miskin!” diye çağrılmaktan hoşlanırdı. İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Timur nasıl topal kaldı? – Nüanslara girmeden söylersek, Timur’un aksaklığı ile ilgili iki temel rivayet var. Bunların ilki onun gençliğinde koyun
Nüanslara girmeden söylersek, Timur’un aksaklığı ile ilgili iki temel rivayet var. Bunların ilki onun gençliğinde koyun çalarken kolundan ve dizinden yaralandığı yönündedir. İkincisi ise Timur’un Semerkand’da tahta çıkmadan önce Horasan’da yürüttüğü varlık mücadelesi esnasında düştüğü bir pusuda yaralandığını söyler. Bir kere şunu belirtmek lazım: onun aksak ve çolak olduğu doğrudur. 1941 yılında Timur’un mezarını açan ve iskeletini inceleyen Sovyet arkeolog Mikhail Gerasimov onun sağ kol ve ayak kemiklerinin normalden kısa olduğunu tespit etti. Onun aksaklığı, bir başka ifadeyle ”Timur-lenk” olduğu konusunda bir şüphe yok… Fakat aktardığımız iki rivayetin hangisinin doğru olduğu biraz tartışmalıdır. Pejoratif bir mahiyette olduğu açıkca görülen ilk…
Bir başka Hadis-i Şerif’te şöyle dediği aktarılır: ”Fakirlik, mü’minin dünyada hediyesidir.” ”En son cennete girecek Peygamber mülkünün büyüklüğünden dolayı Davud bin Süleyman’dır. Cennete en son girecek sahabim ise zenginliğinden dolayı Abdurrahman bin Avf’dır.” Hz İsa şöyle der: ”Zengin cennete zorlar girer.” Br başka Hadis-i Şerif’te Efendimiz’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: ”Allah Teala bir kulunu sevdiğinde onu belalarla sınar. Ona sevgisi arttığında onu çoluk-çocuksuz ve malsız bırakır” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Hz Musa yerde uzanmış, saçı sakalı toprak olmuş, başının altında kerpiç ve elbisesini örtü yapmış uyuyan birine rastlar. Manzara karşısında Hz Musa, Allah’a niyaz eder:
Başka bir rivayete göre, Hz Musa yerde uzanmış, saçı sakalı toprak olmuş, başının altında kerpiç ve elbisesini örtü yapmış uyuyan birine rastlar. Manzara karşısında Hz Musa, Allah’a niyaz eder: ”Ya Rabbi, senin bu kulun dünyada mahvolmuş!” Allah Teala da şöyle der: ”Ya Musa, sen bilmiyor musun ki, ben bir kuluma yüzümü dönüp baktığımda onu dünyadan tamamen mahrum ederim!” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Avcı ile serçe – Şa’bi şöyle bir hikaye anlatır: Avcının biri bir gün bir serçe avlar. Serçe dile gelerek ”Beni ne yapıcaksın?” diye sorar. Avcı ”Seni kesip yiyeceğim” cevabını verir. Bunun üzerine serçe
Şa’bi şöyle bir hikaye anlatır: Avcının biri bir gün bir serçe avlar. Serçe dile gelerek ”Beni ne yapıcaksın?” diye sorar. Avcı ”Seni kesip yiyeceğim” cevabını verir. Bunun üzerine serçe ”Benim etimden ne o kadar lezzetlidir, ne de karın doyurur. Seninle anlaşalım; sana üç şey öğreteyim, onlar sana benim etimden daha fayda sağlar. Kabul edersen ilkini elindeyken, ikincisini karşıdaki ağaca konunca, üçüncüsünü de şu tepeye varınca söyleyeceğim.” Avcı, serçenin teklifini kabul eder ve ”İlk şeyi söyle bakalım” der. Kuş: ”Elinden kaçan fırsatlara hayıflanma” der. Adam kuşu salar. Kuş uçar ve ağaca konar: ”Olmayacak şeylere kesinlikle inanma” der. Sonra da uçup dere …
Timur ”demir” demektir. Temür, Demir ya da Tamir gibi kullanım biçimleri de vardır. Nitekim modern Türk tarihçiliğinin şekil kazandığı 20 yüzyılın ilk dönemlerinde yapılan bazı çalışmalarda bu telaffuzların kullanıldığı görülür. Bununla birlikte, yaygın kullanım Timur şeklindedir. Bugün, dünyada hangi ülkelerde kullanılan bir isimdir? Hangi ülkelerde ne kadar kullanıldığı konusunda, en azından benim elimde istatiski bir bilgi yok, ama Türklerin yaygın bir şekilde bu ismi çocuklarına verdiklerini biliyoruz. Hatta bugün enterasandır. Emir’in hiç de iyi bir imaja sahip olmadığı Anadolu’da çok yaygındır bu isim… Yine mesela Timur’un milli bir kahraman olarak görüldüğü Özbekistan’da da kullanılır. Diğer Türk ülkelerinde de… Mustafa Alican