- ABDULKADİR GEYLANİ SÖZLERİ
- Altın Detay
- Altın Detay
- Altınlar
- AMP
- Ana Sayfa
- Ana sayfa – dtarihi.com
- Anasayfa – mobile
- ATTİLA SÖZLERİ
- Ayarlar
- Beğendiklerim
- Buy Adspace
- Canlı Borsa
- Canlı Tv
- Canlı Tv 2
- Checkout
- Checkout
- Deneme Page
- Döviz Detay
- Döviz Detay
- Dövizler
- dtarihi.com
- dtarihi.com
- Eczane
- Favori İçeriklerim
- Gazeteler
- Genel Ayarlar
- Get In Touch
- Get In Touch
- Giriş
- Günlük Burç Yorumları
- HACI BEKTAŞ-İ VELİ SÖZLERİ
- Hakkımızda
- Hava Durumu
- Hava Durumu
- Hava Durumu 2
- Header4
- Hesabım
- Hisse Detay
- Hisse Detay
- Hisseler
- Home
- Homepage
- Homepage
- HZ MUHAMMED (S.A.V.) SÖZLERİ
- İletişim
- Kayıt Ol
- Kripto Paralar
- Kriptopara Detay
- Kriptopara Detay
- Künye
- Login/Register
- Login/Register
- MEVLANA SÖZLERİ
- My account
- My account
- Namaz Vakitleri
- Namaz Vakitleri
- nnbil
- Nöbetçi Eczaneler
- Nöbetçi Eczaneler
- Our Authors
- Our Authors
- Parite Detay
- Parite Detay
- Pariteler
- Profili Düzenle
- Puan Durumları
- Puan Durumu
- SADİ ŞİRAZİ SÖZLERİ
- Sample Page
- Şifremi Unuttum
- Şifremi Unuttum
- Şifremi Yenile
- Sinema
- Sinema Detay
- Son Dakika
- Takip Ettiklerim
- Takipçilerim
- Typography Elements
- Typography Elements
- Üye Giriş
- Üye Kayıt
- Üye Onay
- Yayın Akışları
- Yayın Akışları 2
- Yayınlar
- Yazarlar
- Yazarlar
- Yazdığım Haberler
- Yazı Düzenle
- Yazı Gönder
- Yazılarım
- Yol Durumu
- Yol Durumu 2
- Yorumlarım
- Yorumlarım
Subscribe to Updates
Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.
What's Hot
Yazar: admin
Hz Ömer şöyle der: ”Allah’ın malından kendim için ne kadarını helal bulduğumu size söyleyeyim mi?
Hz Ömer şöyle der: ”Allah’ın malından kendim için ne kadarını helal bulduğumu size söyleyeyim mi? Biri kışlık biri yazlık olmak üzere iki elbise, Hacc ve Umrede giymek için bir ihram, bir Kureyşinin yiyeceği kadar azık. Bunlardan ne bir eksik ne de bir fazlasına sahip değilim. Allah’a yeminle söylüyorum, bu kadarcık mal bile bana helal mi orasını da bilmiyorum!” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Rivayete göre Hz Musa Allah Teala’ya: ”Ya Rabbi, hangi kulun daha zengindir?” diye sorar: Yüce Mevla: ”Verdiğim rızka en güzel kanaat getiren…” diye cevap verir. Hz Musa: ”Peki en adil kulun hangisidir?” diye sorar. Yüceler Yücesi: ”Kendine adil davranan” diye cevap verir. İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Rivayete göre Allah Teala, Hz Musa’ya şöyle der: Dünya nimetlerini sana yönelmiş görürsen; ”Bu işlediğim günahın, peşin verilen cezasıdır” de. Fakirlik sana geldiğinde de ”Merhaba, Salih kullar gibi hoşgeldin” de. İstersen sözün ve ruhun sahibi Hz İsa’ya uyarsın. O şöyle derdi: ”Katığım açlık, ilkem Allah korkusu elbisem yün, aydınlığım ay, bineğim ayaklarım, yiyeceğim ve meyvelerim yerin bitirdiğidir. Sabahları ve akşamları elimde bir şey yokken bile dünyanın en zengini benim.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Vehb bin Münebbih şöyle der: Allah Hz Musa ile Hz Harun’u Firavun’a gönderirken onlara şöyle buyurur: Onun süslü, göz kamaştırıcı elbiseleri sizi ürkütmesin. Onun alnı benim elimdedir, benim iznim olmadan konuşamaz, gözünü sağa sola çeviremez, nefes bile alamaz. Onun sahip olduğu bol dünya nimetleri sizi şaşırtmasın. Çünkü onlar, dünya hayatının fani, süslü, sapkınların oyalandığı şeylerdir. Sizin üzerinizde gördüğünde Firavun’un elde edemeyeceğini anlayacağı bir nimet vermek isteseydim size verirdim. Fakat böyle olmanızı istemem, ve bundan da sakındırıyorum. Merhametli bir çoban, sürüsünü tehlikeli bir yerde otlatmaktan nasıl kaçınırsa ben de dostlarımı dünya nimet ve zevklerine düşmekten aynı şekilde engellerim. Dostlarıma böyle davranmamın…
Cüneyd-i Bağdadi şöyle der: İmam Şafii dünyada hak söyleyen kimselerdendi. Bir mü’min kardeşine Allah hakkında nasihat verdi ve onu Allah’tan korkutarak şunları söyledi:
Cüneyd-i Bağdadi şöyle der: İmam Şafii dünyada hak söyleyen kimselerdendi. Bir mü’min kardeşine Allah hakkında nasihat verdi ve onu Allah’tan korkutarak şunları söyledi: ”Ey kardeşim! Dünya batık bir zillet yurdudur. Gösterişli binaları zamanla yıkılır. Orada yaşayanlar kabre gidicidirler. Düzeni bir gün bozulur. Zenginleri fakirleşir. Orada bolluk aslında kıtlıktır. Kıtlığı ise bolluktur. Allah’tan kork, sana verdiği rızka razı ol. Fani yurdundan ebedi yurduna hazırlık yapmadan gitme. Çünkü senin hayatın geçici bir gölge, yıkılmaya yakın bir duvardır. Amelini çok yap, emelini kısa!” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Hz Muhammed’e peygamberlik verildiğinde şeytanın yardımcıları koşarak ”Yeni bir peygamber gönderildi, yeni bir ümmet çıktı” dediler. Şeytan ”Dünyayı seviyorlar mı?” diye sordu…
Ebu Ümame el-Bahili şöyle anlatır: Hz Muhammed’e peygamberlik verildiğinde şeytanın yardımcıları koşarak ”Yeni bir peygamber gönderildi, yeni bir ümmet çıktı” dediler. Şeytan ”Dünyayı seviyorlar mı?” diye sordu. ”Evet” cevabını alınca şunları söyler: ”Dünyayı seviyorlarsa putlara tapmamalarının bana göre bir önemi yok. Ben onlar için şu üç şeyi önemserim; 1- Haksız yoldan mal kazanmaları 2- Haksız yola harcamaları 3- Haklı yere harcamalarını engellemek. Bütün kötülüklerin kaynağı bu üç şeyden geçer.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Lokman Hekim oğluna şöyle nasihat verir: ”Oğulcağızım, ahiretin için dünyanı feda et; her ikisini de kazanırsın. Sakın dünyan için ahiretini feda etme, ikisini de kaybedersin!” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Hz Musa bir gün yolda giderken ağlayan birini görür; bir müddet sonra aynı yoldan dönerken adamı hala ağlarken görür. Bunun üzerine: ”Ya Rabbi, bu kulun niye ağlıyor?” diye niyazda bulunur. Allah Teala: ”Ey İmran’ın oğlu! O gördüğün adamın ağlamaktan beyni gözyaşlarıyla birlikte aksa, elleri yere düşünceye kadar dua etse yine de onu affetmem. Çünkü o kalbinde
Allah Teala, Hz Musa’ya şöyle vahyetti: ”Sakın dünya sevgisine meyledeyim deme; çünkü bana getirebileceğin en büyük günah odur.” Hz Musa bir gün yolda giderken ağlayan birini görür; bir müddet sonra aynı yoldan dönerken adamı hala ağlarken görür. Bunun üzerine: ”Ya Rabbi, bu kulun niye ağlıyor?” diye niyazda bulunur. Allah Teala: ”Ey İmran’ın oğlu! O gördüğün adamın ağlamaktan beyni gözyaşlarıyla birlikte aksa, elleri yere düşünceye kadar dua etse yine de onu affetmem. Çünkü o kalbinde dünya sevgisi taşıyor!” buyurur. İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Rivayete göre Allah Teala Hz Musa’ya şöyle vahyetti: ”Zalimlerin evini bırak, orası senin yurdun değil, orayı terket. Vaktini dünyadan ayır, orası ancak salih amel işleyenlerin yurdudur. Ey Musa, mazlumun hakkını alana dek zalimin peşini bırakmam.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Hz Lokman oğluna şöyle nasihatte bulunur: ”Ey oğulcağızım, dünya, içinde birçok insanın boğulduğu engin bir denizdir. Onun için
Hz Lokman oğluna şöyle nasihatte bulunur: ”Ey oğulcağızım, dünya, içinde birçok insanın boğulduğu engin bir denizdir. Onun için dünyada gemin Allah korkusu, geminin yükü Allah Teala’ya iman, yelkeni de Allah Teala’ya tevekkül etmek olsun. Bu şekilde kurtulabilirsin, yoksa kurtulacağını sanmıyorum.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi
Hz İsa Hak Teala’ya niyaz edip dedi ki: -İlahi, seni göreyim ve sana vasıl olayım. Hak Teala buyurdu: ”Beni görmek istersen aç ol. Bana ulaşmak istersen mücerret ol.” (Yani benden gayrisini terk et) Müzekkin Nüfus – Eşrefoğlu Rumi
Bir gün Hz Adem yolda giderken kendisine şeytan şataştı. Hz Adem dedi ki: -Ya Şeytan! Benimle ve benim oğullarımla bir düşmanlığın var mıdır? Şeytan cevaben:
Bir gün Hz Adem yolda giderken kendisine şeytan şataştı. Hz Adem dedi ki: -Ya Şeytan! Benimle ve benim oğullarımla bir düşmanlığın var mıdır? Şeytan cevaben: -Seninle ve oğullarınla düşmanlığım ebedi vardır. -Niçin? -Bir günah sen işledin, bir günah da ben işledim. -Sen melun! Bir günah işledin, lakin onu takdire bıraktın. Ebedi olarak lanetlendin. Ben bir günah işledimse de nefsimi kınadım. O günahı nefsime havale ettim. Tövbem kabul olundu, yargılandım. Tövbenin bir şartı da Peygamberimizin yolunu tutup Hz Adem gibi tövbe etmektir. Şeytan mezhebini tutar ve şeytan mezhebi üzere tövbe ederse o kimsenin tövbesi kabul olmaz. Hz Adem’in tövbe hususundaki mezhebi,…
Hz Süleyman’ın Asaf namında bir veziri vardı. Birgün bir günah işledi ve tövbe etti. Hem de yetmiş defa. Sonra bir demirden halka temin edip onu boynuna geçirdi ve şöyle dedi:
Süleyman Peygamberin Asaf namında bir veziri vardı. Birgün bir günah işledi ve tövbe etti. Tekrar günah işledi, yine tövbe etti. Hem de yetmiş defa. Sonra bir demirden halka temin edip onu boynuna geçirdi ve öylece Süleyman Peygamberin huzuruna girdi. Bir gün Hz Cebrail Süleyman Peygambere geldi. Hak Teala’nın selamını getirdi ve dedi ki: -Hak Teala sana selam etti ve dedi ki: Asaf kuluma söyleyesin, o boynundaki demir halkayı kaldırsın. Benim tövbekar kullarıma rahmetim boldur, yine de tövbe etsin, suçlarını hep affedeyim, günahlarından geçeyim. Müzekkin Nüfus – Eşrefoğlu Rumi
Keşşfa’ta şöyle bir olay anlatılır: Bir gün bir Arabi geldi Resul’ün mescidine oturdu. Biraz sonra devamlı olarak ”Estağfirullah, estağfirullah…” demeye başladı. Hz Ali orada hazır idi. Mübarek başını kaldırıp dedi ki: -Ya Arabi! Bu istiğfarı dili ile söylemek kezzapların tövbesidir. O Arabi dedi ki: -Ya Ali! Söyler misin, gerçek tövbe nasıldır? Hz Ali buyurdu: -Gerçek tövbenin altı şartı vardır; bunlar mevcut olursa o tövbeyi Hak Teala kabul eder, günahları affeder. 1- Geçmiş günahları anıp nedamet etmek, 2- Şimdiye kadar yapılageleni terk etmek, 3- Artık günah işlememeye niyet etmek, 4- Üzerinde başkalarının hakkı varsa ödeşmek, 5- Günah lezzetini, tenine tattırdığı gibi…
Resulullah (sav) buyururlar: ”Tövbe edeyim diyip tövbeyi geciktirenler helak oldular.” İbn-i Abbas ”Fakat insan fenalığını önüne sürmek ister.” (el-Kıyame,5) ayetinin tefsirinde ”Ademoğlu, günahını takdim, tövbesini tehir eder.” buyurmuştur. Tövbe hususunda Hak Teala kullarına buyurur: ”Bütün günahlarınızdan Hak Teala’ya tövbe ediniz. Ey müminler! Umulur ki Hak Teala’nın felahına ve rahmetine nail olursunuz” (en-Nur,31) Enes’in rivayetine göre Resulullah: Allah-u Teala’nın katında günahkar müminin tövbe sesinden daha sevimli bir ses yoktur. O kul ya Rabbi diye nida ettiğinde Hak Teala arşın ötelerinden buyurur: Buyur ya kulum! Sen benim nazarımda bazı melekler gibisin. Benden ne dilersen dile.” Müzekkin Nüfus – Eşrefoğlu Rumi
Melikşah öldürüldü diyorsunuz, yediği av etinden zehirlenmemiş miydi? Bazı kaynaklar öyle diyor. Bazıları da hummaya yakalandığını, tedavi görmesine rağmen iyileşmediğini söylüyor. Ama kaynakların av etinden zehirlenme dediği hemen her ölüm şüpheli ölümdür. 38 yaşında son derece sağlıklı ve gücünün zirvesinde bir cihan sultanı. Bir yandan Terken’in oğlunu sultan yapma saplantısı, bir yandan varlığını Selçukluları ortadan kaldırmaya adamış Hasan Sabbah ve onunla ilişkisi olduğu bilinen Tacülmülk. Artık daha önce karşılaştığı birçok tehlikeyi bertaraf eden bilge vezir de yok. Tabii buna bir de Abbasi halifelerini ilave etmek lazım. Zira Melikşah Nizamülmülk’ün vefatının ardından Bağdat’a gelmiş ve o sırada çeşitli sıkıntılar yaşadığı Abbasi…
Göktürklerin sosyal hayatları nasıldı? Halk nasıl yaşardı? Ekonomileri hayvancılığa dayalı bir hayat söz konusudur. Su boyları ve bol otlu alanlarda kümelenirlerdi. Aile urug, boy sistemi üzerine kurulu örgütlenme biçimleri vardı. Hırsızlığın ve zina yapmanın idam cezası olduğu, kan davasının bulunmadığı bir hayatı sürdürürlerdi. Evlenme adetleri tıpkı Anadolu’da olduğu gibi idi. Kızların futbola benzer bir oyun oynadıkları bildirilir. Saçlarını uzatırlar. Elbiselerini iliklemek için düğme kullanırlardı. Yaşlılara büyük saygı gösterirler, savaşçılığa ve kahramanlığa değer verirlerdi. Ahmet Taşağıl
Eski Türkler klasik manada Şamanist miydiler? Mesela Bilge Kağan’ın dini inanışı neydi, nasıldı?
Eski Türkler klasik manada Şamanist miydiler? Türk inancı için neler diyebilirsiniz? Mesela Bilge Kağan’ın dini inanışı neydi, nasıldı? Eski Türkler klasik anlamda Şamanist değildiler. Şamanizm, Budizm ile karışmış bozkır inançlarının şeklidir. Ve aslında bir din değil büyü sistemidir. Bunun yanında Eski Türklerin üçe ayrılan inanç sistemi mevcuttu. Yukarıda, gökte soyut bir Tanrı olduğuna inanırlardı. Buna Gök Tanrı diyoruz. Tabiat kuvvetlerine de saygı gösterirlerdi. Yaşadıkları dünyanın unsurlarına, yani onların birer ruhları olduğunu kabul ederlerdi. Yıldırım, gök gürültüsü veya diğer tabiat olaylarından çok çekinirlerdi. Bilge Kağan eski Türk inancına sahipti. Ahmet Taşağıl
Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı ilerleyişine karşı koyabilecek bir devlet varsa o da Macaristan’dı.Yıldırım Bayezid, Macar elçisini silahlarla dolu bir yere götürüp silahları gösterdikten sonra elçiye dönerek:
Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı ilerleyişine karşı koyabilecek bir devlet varsa o da Macaristan’dı. Macar Kralı Layoş’un ölümünden sonra kızı Marya’nın kocası Sigismund Macar Krallığı’na geçerek Balkanlardaki milletlere karşı himayeci bir tavır takındı. Hatta Osmanlıların himayesinde bulunan Bulgaristan üzerinde de hak iddia etti. Gönderdiği elçi vasıtasıyla Bulgarların işine karıştığından dolayı Yıldırım Bayezid’i azarlayarak, bu yerlerin krallığının kendisine ait olduğunu bildirdi. Bu mütalaaları sükünetle dinleyen Bayezid, elçinin elinden tutarak onu silahlarla dolu bir yere götürüp silahları gösterdikten sonra elçiye dönerek: ”Efendin krala bunları anlat; benim Bulgaristan’da olan hakkım gördüğün bu silahlarla temin edilmiştir.” cevabını almıştır. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi 1.Cilt
Bilge Kağan döneminin tarihte nadiren görülen bir özelliği var. Tabiri caizse üçlü bir yönetimden söz edebiliyoruz. Tarihte baskın olan durum tek adam yönetimidir; hatta günümüzde dahi demokrasiden otokrasiye geçişlerin olduğu, sistemin adı ne olursa olsun iktidarın tek elde, tek kişide toplandığı yönetimler var. İnsan doğası gereği buna meylediyor. Halbuki, Bilge Kağan, üstelik kut diye bir kavram da onunlayken yönetimini nispeten demokratik temellere oturtuyor. İktidarı kardeşi Kül Tegin veziri Tokyukuk ile paylaşıyor. Gerçekten bilgece bir tutum değil mi? Eski Türklerde hükümdarlar mutlak değildi. Onun yanında yasama organı gibi bir meclis tipi yapılanma söz konusuydu. İdare etme yetkisinin Tanrı tarafından hükümdara verildiği…
Hocam, yine bir başka tespitiniz var, diyorsunuz ki ”Orhun Abideleri yazılırken Fransız devleti henüz kurulmamıştı bile! Halbuki 843’lerde Türklerin bir devleti vardı; üstelik model bir devletti.” Gerçekten de günümüz Avrupa milletlerinin, Orhun Yazıtları’nın dikildiği çağda henüz oluşmadıklarını, ortaya çıkmadıklarını görürüz. İşte öyle bir zamanda Türklerin kendi dilleriyle yazdıkları yazıtlarının olması Türk tarihinin ve kültürünün derinliğini ortaya koymaktadır. Bir bakıma tarihimizin zenginliğidir bu. Zamanımız dünya milletleri arasında Türklerin ağırlığına işaret etmektedir. Dünyayı Batılı/üstün ve Batılı olmayan/aşağı şeklinde son birkaç yüzyıldan beri değerlendirenlere en iyi cevap budur. Bunun tarihi gerçeklerin vurgulanması ve dünya medeniyetine katkısı anlamında çok değerli olduğunu düşünüyorum. Ahmet Taşağıl
Resulullah (sav) buyurmuşlardır ki: -Bu alemin yıkılmasına ve harap olmasına üç taife sebep olacaktır: 1- Cahil sofular, 2- Fasık alimler, 3- Zalim idareciler ve beyler. Müzekkin Nüfus – Eşrefoğlu Rumi
Sultan Alparslan’ın heyeti, 25 Ağustos 1071 sabahı Bizans ordugahında hafife alınıp, hakarete uğradı. Diyojen, heyet başkanına: ”Kışlamak için İsfahan mı, yoksa…
Sultan Alparslan’ın heyeti, 25 Ağustos 1071 sabahı Bizans ordugahında hafife alınıp, hakarete uğradı. Diyojen, heyet başkanına: ”Kışlamak için İsfahan mı, yoksa Hemedan’ın mı daha iyi olduğunu” sordu. Sulh teklifini şiddetle reddedip: ”Sultanınıza söyleyiniz; kendileriyle sulh müzakerelerini Rey’de yapacağım, kendim İsfahan’da kışlayıp, atlarımı da Hemedan’da kışlatacağım.” dedi. Heyet başkanı da, Diyojen’e: ”Atlarınızın Hemedan’da kışlayacaklarından ben de eminim, fakat sizin nerede kışlayacağınızı bilemiyorum!” diyerek icap eden karşılığı verdi. Tarihe Şan Veren Zaferlerimiz, sayfa 16
Anlatıldığına göre Cebrail Hz Nuh’a şöyle sorar: ”Ey en uzun ömürlü, dünyayı nasıl buldun?” Hz Nuh şöyle der: ”İki kapılı bir ev gibi; birinden girdim, diğerinden çıktım.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi