- ABDULKADİR GEYLANİ SÖZLERİ
- Altın Detay
- Altın Detay
- Altınlar
- AMP
- Ana Sayfa
- Ana sayfa – dtarihi.com
- Anasayfa – mobile
- ATTİLA SÖZLERİ
- Ayarlar
- Beğendiklerim
- Buy Adspace
- Canlı Borsa
- Canlı Tv
- Canlı Tv 2
- Checkout
- Checkout
- Deneme Page
- Döviz Detay
- Döviz Detay
- Dövizler
- dtarihi.com
- dtarihi.com
- Eczane
- Favori İçeriklerim
- Gazeteler
- Genel Ayarlar
- Get In Touch
- Get In Touch
- Giriş
- Günlük Burç Yorumları
- HACI BEKTAŞ-İ VELİ SÖZLERİ
- Hakkımızda
- Hava Durumu
- Hava Durumu
- Hava Durumu 2
- Header4
- Hesabım
- Hisse Detay
- Hisse Detay
- Hisseler
- Home
- Homepage
- Homepage
- HZ MUHAMMED (S.A.V.) SÖZLERİ
- İletişim
- Kayıt Ol
- Kripto Paralar
- Kriptopara Detay
- Kriptopara Detay
- Künye
- Login/Register
- Login/Register
- MEVLANA SÖZLERİ
- My account
- My account
- Namaz Vakitleri
- Namaz Vakitleri
- nnbil
- Nöbetçi Eczaneler
- Nöbetçi Eczaneler
- Our Authors
- Our Authors
- Parite Detay
- Parite Detay
- Pariteler
- Profili Düzenle
- Puan Durumları
- Puan Durumu
- SADİ ŞİRAZİ SÖZLERİ
- Sample Page
- Şifremi Unuttum
- Şifremi Unuttum
- Şifremi Yenile
- Sinema
- Sinema Detay
- Son Dakika
- Takip Ettiklerim
- Takipçilerim
- Typography Elements
- Typography Elements
- Üye Giriş
- Üye Kayıt
- Üye Onay
- Yayın Akışları
- Yayın Akışları 2
- Yayınlar
- Yazarlar
- Yazarlar
- Yazdığım Haberler
- Yazı Düzenle
- Yazı Gönder
- Yazılarım
- Yol Durumu
- Yol Durumu 2
- Yorumlarım
- Yorumlarım
Subscribe to Updates
Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.
What's Hot
Yazar: admin
Resulullah (sav) Bedir günü, sahabelerin yapmış olduğu bir gölgelikte oturuyordu. O sırada Cibril-i Emin geldi ve:
Resulullah (sav) Bedir günü, sahabelerin yapmış olduğu bir gölgelikte oturuyordu. O sırada Cibril-i Emin geldi ve: ”Ey Muhammed! Ashabın güneşin altındayken senin gölgede oturman uygun mudur?” dedi. Resulullah böyle ufak bir şey için bile uyarılmıştır. Yöneticilere Altın Öğütler – İmam Gazali
Bir gün kimsenin tanımadığı birisi, Hz Musa’yı gördü ve ona şöyle dedi: ”Ey Musa! Sana üç şey öğreteyim, buna karşılık benim için Allah’tan bir ihtiyacımın giderilmesini iste.” Hz Musa: ”Nedir o üç şey?” diye sordu;
Bir gün İblis, Hz Musa’yı gördü ve ona şöyle dedi: ”Ey Musa! Sana üç şey öğreteyim, buna karşılık benim için Allah’tan bir ihtiyacımın giderilmesini iste.” Hz Musa: ”Nedir o üç şey?” diye sordu; İblis şöyle dedi: ”Ey Musa, sakın öfkelenme; çünkü öfkelenen kimsenin aklı hafif olur, ben onunla çocukların topla oynadıkları gibi oynarım. Sakın cimri olma; çünkü ben cimrinin dünyasını ve ahiretini harap ederim. Sakın yabancı kadınlarla bir arada olma; çünkü insanları içine düşürdüğüm şirkin ve günahın çoğunu kadınları kullanarak yaptırırım.” Yöneticilere Altın Öğütler – İmam Gazali
Hüseyin (r.a) bir adamın kendisi hakkında hoşlanmadığı şeyler konuştuğunu öğrendi. Bunun üzerine taze hurmalarla dolu bir tepsi hazırlayıp, bizzat kendisi adama getirdi. Adam kapıyı açınca Hz Hüseyin’i elinde taze hurmalarla dolu tepsiyle görünce, hayret edip:
Hüseyin (r.a) bir adamın kendisi hakkında hoşlanmadığı şeyler konuştuğunu öğrendi. Bunun üzerine taze hurmalarla dolu bir tepsi hazırlayıp, bizzat kendisi adama getirdi. Adam kapıyı açınca Hz Hüseyin’i elinde taze hurmalarla dolu tepsiyle görünce, hayret edip: ”Ey Resulullah’ın torunu! Bu nedir?” diye sordu. Hz Hüseyin’de: ”Bunu al! Çünkü senin, hakkımda kötü konuşarak iyiliklerini bana hediye ettiğini öğrendim; ben de ona karşılık sana bunları hediye getirdim.” dedi. Yöneticilere Altın Öğütler – İmam Gazali
Yahudi Hahamlarının, Hristiyan Rahiplerinin ve Arap Kahinlerinin Peygamber (sav)’in gönderilmesinden bahsetmeleri
Muhammed b. İshak der ki: Hz Muhammed’in peygamber olarak gönderilme zamanı yaklaştığında Yahudi hahamları, Hristiyan rahipleri ve Arap kahinleri; Peygamber’in gönderileceğinden söz ediyorlardı. Yahudi hahamları ile Hristiyan rahipleri, kendi kitaplarında; Peygamber’in vasfı, (gönderilme) zamanının nitelikleri ve önceki peygamberlerin O’nun hakkında kendilerine söyledikleri sözlere dayanarak O’nun peygamber olarak gönderilişinden bahsediyorlardı. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: ”Muhammed Allah’ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kafirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rüküya varırken, secde ederken görürsün. Allah’tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi…
Rum Meliki Kayser, Hz Ömer’in devleti nasıl idare ettiğini araştırması için bir elçi gönderdi. Elçi Medine’ye girince halka: ”Hükümdarınız nerededir?”
Rum Meliki Kayser, Hz Ömer’in devleti nasıl idare ettiğini araştırması için bir elçi gönderdi. Elçi Medine’ye girince halka: ”Hükümdarınız nerededir?” diye sordu. Halk: ”Bizim hükümdarımız yoktur, emirimiz vardır” dedi. Elçi Hz Ömer’i aramaya çıktı; onu, güneşin altında, sıcak kumların üzerinde, kamçısını başının altına koymuş bir halde buldu. Onu bu halde görür görmez kalbine bir titreme girdi ve kendi kendine: ”Yeryüzünde bütün padişahların kendisinden korktuğu birisi nasıl böyle tek başına olabilir? Ey Ömer! Sen adilsin, onun için bütün korkulardan eminsin. Bu sebeple rahat rahat uyuyabiliyorsun. Bizim hükümdarımız ise zulüm ediyorlar. Onlar devamlı korku içerisindeler. Ben şehadet ederim ki, sizin dininiz haktır.…
”Allah şu üç kişiye bakmaz; zalim idarecilerine, zina eden ihtiyara, kibirli fakire.” Yöneticelere Altın Öğütler – İmam Gazali
Hz Ömer bir cenazeye katılmıştı. Daha önce kimsenin görmediği Hz Hızır’da cenazede bulunuyordu. Hz Hızır, cenaze namazı kılınıp ölü defnedildiği zaman, elini kabrin üzerine koydu ve şöyle dedi:
Ömer b Hattab (ra) bir cenazeye katılmıştı. Daha önce kimsenin görmediği bir adam da cenazede bulunuyordu. Bu kişi, cenaze namazı kılınıp ölü defnedildiği zaman, elini kabrin üzerine koydu ve şöyle dedi: ”Ey Allah’ım! Eğer sen bu adama azap edersen, bu senin hakkındır; çünkü sana isyan etti. Eğer merhamet edersen o senin affına muhtaçtır.” Daha sonra ölüye hitaben: ”Ey ölü! Eğer sultan, vezir, vezir yardımcısı, vergi toplayıcısı ve yazıcı değil isen sana müjdeler olsun!” Bunları söyledikten sonra gözlerden kayboldu. Hz Ömer onu çağırttı fakat adam bulunamadı. Daha sonra Hz Ömer: ”Bu gelen Hızır (a.s)’dı bize uyarı için gelmişti.” dedi. Yöneticilere Altın…
Hz Muhammed (sav) – Sırat köprüsü hangi devlet başkanlarını cehenneme düşürecek? Kıyamet günü adil ve zalim idareciler getirilir;
Sahabelerden Huzeyfe b. Yeman der ki: ”Salih olsun, olmasın, idarecilerden hiçbirine övgülerde bulunmam. Çünkü ben Rasulullah’ın şöyle derken işittim: ”Kıyamet günü adil ve zalim idareciler getirilir; Sırat köprüsünün üzerinde durdurulur. Hüküm vermede zulüm edenleri, rüşvet alanları, hasımlarından birisinin ifadesine kulak verip diğerini dinlemeyenleri sallandırıp düşürmesi için Sırat’a emredilir. Bu emri alan Sırat da onları düşürür. Bunlar, cehennemin dibine varıncaya kadar yetmiş sene aşağıya düşerler.” Yöneticilere Altın Öğütler – İmam Gazali
HZ DAVUD bazı geceler kılık değiştirip dışarı çıkar; karşılaştığı kişilere kendisi hakkında ne düşündüklerini sorardı. Bir gece CEBRAİL (AS) insan şekline bürünerek ona yaklaştı ve…
Hz Davud bazı geceler kılık değiştirip dışarı çıkar; karşılaştığı kişilere kendisi hakkında ne düşündüklerini sorardı. Bir gece Cebrail (as) insan şekline bürünerek ona yaklaştı, Hz Davud: ”Davud hakkında ne düşünüyorsun?” diye sordu. Cebrail (as): ”Davud güzel bir kuldur fakat kendi çalışmasından ve elinin emeğinden yemeyip devlet hazinesinden yiyor” dedi. Hz Davud ağlayarak eve döndü ve Rabbine şöyle yalvardı: ”Ey Rabbim! Bana, kendi el emeğimle geçimimi sağlayacağım bir şey öğret.” Bunun üzerine Allah Teala ona demiri işleme ve zırh yapma sanatını öğretti. Yöneticilere Altın Öğütler – İmam Gazali
Mısırlılar hayattan öylesine keyif alıyorlardı ki, hayatın sonsuza kadar -hatta öldükten sonra bile- sürmesini istiyorlardı. Ancak bedenleri sağlam kalmadığı sürece ruhlarının
Anlaşılan Mısırlılar hayattan öylesine keyif alıyorlardı ki, hayatın sonsuza kadar -hatta öldükten sonra bile- sürmesini istiyorlardı. Ancak bedenleri sağlam kalmadığı sürece ruhlarının cennete giremeyeceğine inanıyorlardı. Mısırlı mumya ustaları ya da mumyacılar bu yüzden ölü Mısırlıları korumak için mumyalamışlardır. Ölülerin içinde yaşamaları için -genellikle hayattaki insanların kaldıkları binalardan çok daha güzel olan- harikulade mezarlar yapılmıştı; krallar da ölümden sonra yaşamın keyfini çıkarabilmek için mezarlarına şahane hazinelerle birlikte gömülmüşlerdi. Her yeni buluşla birlikte harikulade ve çok tuhaf dünyayla ilgili yeni bilgiler öğreniyoruz. Ancak, bir mumyayı kurnaz mezar hırsızlarından korumak için hazırlanmış sihirli büyüler ve tılsımlardan, ölümcül tuzaklara ve kuyulara kadar gizemli nesneler…
Ebu Hureyre (ra)’dan: [Allah Resülü (sav) buyurdular ki:] ”Muhammed’in nefsi olana yemin ederim ki, Yahudi olsun, Hristiyan olsun bu ümmetten beni duyup da getirdiğim kitaba iman etmeden ölen kimse mutlaka cehennemlik olur!.” Büyük Hadis Külliyatı – Rudani
Hz Muhammed (sav)’in henüz bir süt bebesi olan oğlu İbrahim’in vefat ettiği gün, güneş tutulması yaşanır. Arkadaşları iki olayı birbiriyle bağlantılamak isterler.
Henüz bir süt bebesi olan oğlu İbrahim’in vefat ettiği gün, güneş tutulması yaşanır. Arkadaşları iki olayı birbiriyle bağlantılamak isterler. O kabul etmez. -Ay ve güneş Allah’ın varlığını gösteren delillerden iki delildir. Hiç kimsenin doğumu veya ölümü için tutulmazlar. Çağlar sonra gelecek bir İslam düşünürü ”Büyüklerde gerçek büyüklüğün ölçüsü alçakgönüllülük, küçüklerde ise küçüklüğün ölçüsü ve göstergesi kendini beğenmişliktir.” Bir İnsan Olarak Hz Muhammed – Said Alpsoy
*Sır Kalfası (hery seshta). Baş mumyacıdır. Mumyalama tanrısı Anubis gibi giyinir, büyük (ürkütücü) bir çakal maskesi takar. Mumyanın başının sarılacağı kumaş parçasını seçer. *Tanrının Mühür Taşıyıcısı (hetemu netjer). Baş mumyacının yardımcısı olan bu görevlinin 1. Hanedanlık dönemine uzanan eski bir unvanı vardır. *Kutsal Kitaptan Bölümler Okuyan Rahip (hery heb). Bu rahip ayinler sırasında dualar okur ve büyü yapar. *Sarıcılar (wetyu). İç organların çıkarılması gibi pis işlerin çoğunu yaparlar ve bedeni sararlardı. En azından müşterilerinden hiçbir yakınma duymazlardı! *Çizici (sesh). Bedenin kesileceği yeri işaretlerdi. *Kesici (parascites). Organları çıkarmak üzere obsidyen denilen volkanik camdan yapılmış bir bıçak kullanarak bedeni keserdi. Kestikten sonra,…
Tutankamon’un ölüm maskesinin üzerinde yapma bir sakal, akbaba ve kobra simgeleri bulunuyor. Mısırlılar, Güneş Tanrısı Ra’nın teninin saf altından olduğuna inandıkları için ölen firavunların bedenini de altından kaplarlardı. Kral Tutankamon’un küpelerden çok hoşlandığı ortadaydı; ayaklarında da altın sandaletler vardı. Bir mumya asla yeteri kadar sihirli korumaya sahip olamayacağından, mumyacılar sargıların her katının arasına takı ve tılsımlar saklamışlardı. (Sıradan mumyalarda 40 kadar tılsım olurken, Tutankamon’un sargılarının arasında 140 kadar tılsım bulunmuştur.) Ne yazık ki bu hazineler, mezar hırsızlarının mumyaları parçalamaları ya da yakmalarının başlıca nedeniydi. Mumya ölümden sonraki yaşam için paketlenip hazırlandıktan sonra bir rahip son duayı okurdu. Ey Osiris, bedenime…
Sapıtan Alim Bel’am bin Baura Hz Musa’ya beddua edip helak oldu Köpek gibi dili sarkan Bel’am İsrailoğullarına zina yaptırmak için kadınlara şunu yapmalarını söyledi:
İbn İshak, Hz Musa’nın Beytü’l Makdis’e gidişini anlatırken Bel’am bin Baura kıssasını da zikretmiştir. Yüce Allah, Bel’am bin Baura hakkında şöyle buyurmaktadır: ”Onlara, ayetlerimizi verdiğimiz şu kimsenin haberini de anlat. O ayetlerden sıyrılıp çıktı, derken şeytan onu peşine taktı ve sonunda azgınlardan oldu! Eğer dileseydik, biz onu o ayetlerle yükseltirdik. Fakat o, alçaklığa saplandı ve tutkusunun peşine düştü. Artık onun durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumuna benzer. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu da böyledir. Sen onlara, üzerinde düşünmeleri için bu kıssayı anlat.! Ayetlerimizi yalanlayıp, sırf kendilerine zulmeden o kavmin durumu ne kötü örnektir!” Abdullah…
Kuran’da bahsedilen Hz Musa ile Hz Hızır kıssasında geçen Hz Musa’nın ”Genç Arkadaşı” hangi peygamberdir?
Yüce Allah, Yuşa İbn Nun’dan Kuran’da daha önce de ”Hani bir zamanlar Musa genç arkadaşına (el-Kehf, 18/60) ve ”Bu yeri geçtiklerinde, Musa genç arkadaşına” (el Kehf, 18/62) şeklinde geçtiği üzere adını açıkça belirtmeden (”genç adam” diye) bahsetmektedir. Ehl-i kitap, Yuşa’ İbn Nun’un peygamberlik hususunda ittifak etmiştir. Hatta Ehl-i kitaptan bir topluluk olan Samiriler, Hz Musa’dan sonra Yuşa’ bin Nun’dan başka birisinin peygamberliğini kabul etmezler. Çünkü (Hz Musa’dan sonra peygamber olarak) Yuşa’bin Nun’un adı, Tevrat’ta açıkça geçmektedir. Hz Musa’dan, Yuşa bin Nun’dan başka (peygamber olarak gelenleri) inkar etmişlerdir. Halbuki Yuşa’ bin Nun’la birlikte (ondan sonra gelen) peygamberler de, Rableri (tarafından gönderilen…
Sultan Murad Hüdavendigar’ın 1362 yılında Padişah olması üzerine Kara Halil Efendi, Osmanlılarda ilk defa uygulanan Kazaskerliğe getirilmiş ve bu ilmiye mesleği en yüksek kadılık sayılmıştır. Kara Halil bundan sonra görevi üzerine padişahlarla birlikte seferde bulunmuştur… Onun bu vazifede iken daha başarılı işler yaptığını görüyoruz. Fütuhatın ilerlemesine ve elde fazla kuvvetin bulunması zaruretine Kara Halil Efendi’nin tavsiyesiyle muharebeler de esir düşen genç Hristiyanların, Türk köylülerine verilip, İslam terbiyesi üzerine yetiştirilip, Türkçeyi de öğrendikten sonra acemi ocağına verilmesi ve oradan da yeniçeri olmaları ilk defa Kara Halil Efendi vesilesi ve zamanında gerçekleşmiştir. İşte ilk defa bu süretle Osmanlı yaya ocağı kuruldu ve…
Hz Ömer, Peygamber Efendimizi öldürmek için giderken, kız kardeşinin Müslüman olduğunu öğrenince, onun evine koşmuş, kardeşini bir tokatla yere sermiş ve
Taha, bu şekilde başlayan 20. surenin adıdır. Hz Ömer, Peygamber Efendimizi öldürmek için giderken, kız kardeşinin Müslüman olduğunu öğrenince, onun evine koşmuş, kardeşini bir tokatla yere sermiş ve burnunu kanatmış, sonra da onun haline acımış, ne okuduklarını sormuş ve Taha suresinin ilk birkaç ayetini okuduktan sonra da bunun Allah kelamı olduğunu anlayarak hemen Müslüman olmuştur. Mantıku’t-Tayr – Feridüddin Attar
Hz Bilal-i Habeşi bir gün bir yerde o cılız bedenine bir yığın sopa ve kırbaç yedi. Dayaktan her yanı kan revan içinde kaldı. Öyleyken
Hz Bilal-i Habeşi bir gün bir yerde o cılız bedenine bir yığın sopa ve kırbaç yedi. Dayaktan her yanı kan revan içinde kaldı. Öyleyken Allah birdir! Allah birdir! demekten bir an dahi geri durmadı! Seninse, ayağına aniden bir diken batsa, tuttuğun bu yolda ne birine sevgin, ne de öbürlerine kinin kalır! Bir diken yüzünden böylesine perişan olan, nasıl olur da öyle bir topluluk (sahabeler) hakkında ileri geri laflar edebilir? O halifeler öyleydiler işte! Sen de böylesin! Acaba senin bu şaşkınlığın ne vakte dek sürecek? Dilinle puta tapanların (müşriklerin) ekmeğine yağ sürüyorsun! Resul’ün sahabilerini incittikçe incitiyorsun! Be edebsiz, amel defterini habire…
O uğursuz katil İbn-i Mülcem, kaderin sonucu , Hz Ali’yi hançerleyince, getirip şerbet sundular. Hz Ali ise şöyle seslendi:
O uğursuz katil, kaderin sonucu, Hz Ali’yi hançerleyince, getirip şerbet sundular. Hz Ali ise şöyle seslendi: Benim kanımı döken nerede? Önce ona verin, sonra bana! Çünkü o bana bu yolda yoldaş olacak! Şerbet götürülünce adam bağırdı: Eyvahlar olsun! Haydar beni zehirleterek öldürmek istiyor! Hz Ali ise şöyle buyurdular: Hakk’a yemin olsun ki, eğer o bedbaht bu şerbetimden içseydi, kıyamet günü ben onsuz Allah’ın huzuruna çıkıp da cennete ayak basmayacaktım! O iğrenç adam Hz Ali’nin canına kıymış olmasına rağmen, onsuz cennete gitmek istemeyen ve düşmanına bile böyle şefaatte bulunmaya kalkan Hz Ali, nasıl olur da Hz Ebubekir’e kin ve garez besleyebilir?…
Kuran’da geçen ”Makam-ı İbrahim” ne demektir? ”Onda apaçık deliller, İbrahim’in makamı vardır.” (Al-i İmran, 3/97).
”Onda apaçık deliller, İbrahim’in makamı vardır.” (Al-i İmran, 3/97). Yani kendisinden sonraki peygamberlerin babası ve zürriyetinden haniflerin imamı Hz İbrahim’in onu bina ettiğine dair alametler vardır. Bu peygamber ve hanifler Hz İbrahim’e tabi olur ve onun sünnetine tutunurlar. Bundan dolayı da Allah Teala ”İbrahim’in makamı/makam-ı İbrahim” ifadesine yer verdi. Yani Hz İbrahim’in üzerinde durup binayı yaptığı taş. Bina yükselip de avlusu büyüyünce, bu binanın yüksekliği Hz İbrahim’in boyunu geçtiğinde oğlu (İsmail) ona (basamak olarak kullanması için söz konusu ”Makam-ı İbrahim” denilen bu) meşhur taşı getirip koydu. Nitekim bu husus, Abdullah b. Abbas’dan gelen uzunca bir şekilde gelen hadiste geçmektedir. Bu…
Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: ”Ölüm meleği, (önceleri) insanlara açıkça gelirdi. Hz Musa’yada (aynı şekilde) geldi. Hz Musa da (onun ölüm meleği olduğunu anlamayınca) ona tokat vurup onun gözünü çıkardı. Bunun üzerine ölüm meleği, Rabbinin huzuruna gelip: -‘Ey Rabbim! Musa kulun, gözümü çıkardı. Eğer Musa’nın senin katında değeri olmasaydı, muhakkak ben de ona karşı sert davranırdım -(hadisin ravisi) Yunus: ‘Ona zorluk çıkarırdım’ ifadesine yer verdi-‘ dedi. Yüce Allah, ölüm meleğine: -‘Kuluma git, ona: ‘Elini bir öküzün derisinin -veya miskinin- üzerine koysun. Elinin kapladığı her bir kıla karşılık ona bir sene vardır!’ de’ buyurdu. Bunun üzerine ölüm…
Tıpkı Napolyon gibi, onun da yağız atlara binmiş, iri yarı bin kişilik, hususi bir muhafız alayı vardı. 1121 senesinde Katay’a yapılan bu ilk seferde ordunun henüz o kadar kuvvetli olmadığı da muhtemeldir. Çin Seddi’ne vardığı zaman Cengiz Han, uzun zamandan beri hudutlardaki aşiretleri kandırdığı için, kapılardan biri dost eller tarafından açıldı. Böylece insan kaybı olmadan ve zaman kaybetmeden bu engeli aştılar. Çin Seddi’nden içeri girince Moğol tümenleri, aldıkları kesin emirlere uyarak Şan-si ve Çin-li havalisinin muhtelif yerlerine ulaşmak için ayrıldılar. İmparatorun başlıca büyük ordularından biri de küçük tepeler ve dağlık boğazların kıvrımları arasında istilacı Moğolları aramaya çıkmış, dolaşıp duruyordu. Yeni…
Bunun üzerine kurultayda bulunan bir kahin öne çıkarak Timuçin’in yeni isminin ”Cengiz Han”, yani
Fatihin şahsı etrafında Asya’nın en kızgın ve vahşi zihniyetleri toplanmış bulunuyordu. Denizden, Küşlüg’ün kısa bir süre sonra hakim olacağı Karahıtayların da dahil olduğu Tiyan Şan’a kadar Türk ve Moğol muharipleri görünüyordu. Şimdilik kabile kinleri unutulmuştu. Olayların gelişmesi doğrultusunda putperest veya papaz, şeytana tapan, Muhammedi veya Nesturi Hristiyan, herkes kardeş gibi beraber oturmuştu. Herşey olabilirdi. Neticede şu gelişmeler kaydedildi: Moğol Hanı, atalarının durduğu hudutları geçti. Bütün yukarı Asya milletlerini idare edecek tek bir adam, yani bir imparator seçmek üzere Hanlar Şurası’nı yani kurultayı topladı. Onları diğerleri üzerinde nüfuz sahibi olmak üzere içlerinden birini seçeceklerini anlattı. Gayet doğal olarak, son üç senelik…