Yazar: admin

Ebu Said (ra)’dan: ”Peygamber (sav) bize Deccal’den bahsetti. Anlattıkları arasında şunlar da vardı: ‘Deccal gelecek. Ama Medine’nin yollarına girmesi yasaklanacaktır. Medine’nin bazı işlenmemiş tarlalarında konaklayacak. O gün ona karşı insanların en hayırlısı çıkacak ve şöyle diyecek: ‘Şehadet ederim ki sen, Allah Resülü’nün bize bildirdiği Deccal’sin.’ Deccal da topluluğa şöyle diyecek: ‘Ne dersiniz acaba, şu adamı öldürüp diriltsem durumumdan şüphe edermisiniz?”  ‘Hayır’ diyecekler ve Deccal adamı öldürüp diriltecek. Deccal onu diriltirken adam şöyle diyecek: ‘Vallahi kendimi bugünkü kadar basiretli görmemiştim.’ Deccal yine: ‘Onu öldüreyim mi? diyecek ama öldüremeyecek.’ Büyük Hadis Külliyatı – Rudani

Read More

Sonra Allah, İsa’ya: ”Ben bazı kullarımı çıkardım ki kimse onlarla savaşamaz. Haydi kullarımı Tur dağına götür!’ diye vahyedecek. Sonra her tepeden akın edip gelen Ye’cuc-Me’cuc’u gönderecek. Onların ilk bölümü Taberiye gölüne gidip oradaki suyun hepsini içecek. Sonradan gelenler orada su bulamayarak şöyle diyecekler: ‘Hani bir zaman burada su vardı, şimdi ne oldu?’ İsa ile ashabı (Tur dağında) muhasara altına alınacaklar. Hatta o gün onlardan biri için bir öküzün başı bugünkü yüz dinarınızdan daha değerli olacak. Bunun üzerine İsa ve arkadaşları Allah’a yalvaracaklar. Allah Ye’cuc ve  Me’cuc’un boyunlarına deve musallat kılacak ve hep birlikte tek kişinin ölümü gibi yere serilip ölecekler.…

Read More

Hiçbir değerli taş, Hz Süleyman’ın yüzüğündeki kadar kıymetli olamaz! Onun bütün itibarı ve şanı da, o yüzükten geliyordu, çünkü kaştaki taş, topu topu yarım kırat ağırlığındaydı. Hz Süleyman o değerli taşı kendi mührü yapınca her şey onun hükümranlığı altına girdi. Süleyman (a.s.) devletinin uçsuz bucaksızlığına, cihanın her yanının kendisinin emri altında bulunmasına ve sarayı her yanının kendisinin emri altında bulunmasına ve yayılıyor ve sarayı kırk fersah gelmesine (sarayı kırk fersahlık alana yayılıyor, rüzgar onun keyfine göre sarayını her yere taşıyordu) rağmen, temellerinin sadece yarım kıratlık bir taşa dayandığını görünce, şöyle dedi: Böylesi hükümranlık ve saltanıtımın bütün ihtişamı, bu kadar minnacık…

Read More

Nef’i Osmanlı tarihinin en ünlü hiciv şairlerindendir. Aslen Erzurum Hasankaleli olup adı Ömer’dir. Nef’i mahlasını kendisine ünlü entelektüel tarihçi Gelibolulu Ali Mustafa Efendi takmıştı. İstanbul’a geldikten sonra 1. Ahmed’in beğenisini kazanan, daha sonra 4. Murad’ın has nedimleri arasına giren Nef’i, kasideleri ile caizeler alırken hicivleriyle de birçok kişinin nefretini kazanmıştı. 4. Murad da onun bu yergilerinden hoşlanırdı. Ancak 25 Haziran 1630 günü Beşiktaş sarayında bu şairin ünlü Siham-ı Kazası’nı okurken yanına yıldırım düşmesi ve kitabı parçalaması üzerine Nef’i’ye bir daha hiciv yazmayacağına dair tövbe ettirmişti. Bu ünlü şairin tövbe ile ilgili beyiti şöyledir: Bu günden ahdim olsun kimseyi hicv etmeyim…

Read More

Maaşlarını almak için İstanbul’a gelen sipahilerin ulufelerinin, Gümrük Emini Mehmet Çavuş’un yolsuzluğu yüzünden ödenemediği öğrenilince adı geçen görevlinin Bab-ı Hümayun önünde başı vuruldu. Yerine getirilen yeni Gümrük Emini Ali Çelebi’nin de eskisini aratmayacak bir zalim olduğu nakledilir. Çeşitli yolsuzluklara bulaşmış Koyun Emini Sarı Katip’in de başı yine Bab-ı Hümayun önünde kesildi. Keza ölen yeniçerilerin kaydını silmeyip dışarıdan ocağa asker alımları yapan, bu münasebetle de açıktan para alan Yeniçeri Katibi Osman Efendi de aynı akıbete uğradı. Mısır askerini geç gönderme ve neferlere maaş zamlarını vermeme suçlamasıyla Vali Kara Ahmed Paşa da katledilenler arasındaydı. 4. Murad Şarkın Sultanı – Abdülkadir Özcan

Read More

Yüce Allah denizi kendi halinde ve olduğu gibi bıraktı. Nihayet Firavun da, (kıyıya) vardı. (Denizde yolların açıldığı) o dehşetli hayret verici manzarayı, tüm olanları gözüyle gördü ve müşahede etti. Bunun, büyük Arş’ın Rabbi Allah’ın bir eseri olduğunu iyice anladı, çekindi, (bir adım bile) ilerleyemedi. İsrailoğulları’nı takip etmeye çıktığına pişman oldu. Fakat pişmanlığı, kendisine hiçbir yarar sağlamadı. Ordularına karşı metanetli görünmek zorunda kaldı ve onlara düşmanların davranışını sergiliyordu. İnkarcı ve ahlaksız karakteri, küçümseyip itaati altına aldığı, batıl davasının peşinden koşturduğu kavmine: – ‘Bakın, ülkemden ve itaatten çıkan ve elimden kaçan kölelerime yetişmem için deniz nasıl önüme açıldı?’ dedi. Firavun, içinden İsrailoğulları’nın…

Read More

Beyhaki ”ed-Delail” adlı eserinde ”Peygamber’in Necaşi’ye gönderdiği Mektup Bahsi’nde şöyle der: ”Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Bu Resulullah Muhammed (sav)’den, Habeş büyüğü Necaşi Ashame’ye gönderilen bir mektuptur. Hidayete uyup Allah’a ve Resulü’ne iman eden, Allah’tan başka hiçbir ilah bulunmadığına, ortaksız olduğuna, eş ve çocuk edinmediğine, Muhammed’in de O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik eden kimseye selam olsun. Seni, Allah’ın daveti ile davet ediyorum ki; ben O’nun elçisiyim. Müslüman ol, selamete gir. ‘De ki: Ey kitap ehli! Bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: Yalnız Allah’a kulluk edelim. O’na hiç bir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kiminiz…

Read More

Huzaalılar, Kabe’nin yönetimini üç yıl veya beş yüz yıl kadar sürdürdüler. Allah doğrusunu daha iyi bilir. Onlar, Kabe’nin idaresini uğursuz bir dönemde sürdürdüler. Çünkü Hicaz’da putlara tapılma ilk olarak onların zamanında ortaya çıktı. Bu durum, lanetli reisleri Amr b. Luhayy vesilesiyle gerçekleşmişti. Çünkü ilk defa onları puta tapmaya çağıran kişi Amr b. Luhayy idi. Gerçekten Amr b. Luhayy, çok zengin bir kimse idi. Anlatıldığına göre Amr b. Luhayy, yirmi devenin gözünü oyup çıkarmıştır. Bu da, onun yirmi bin deveye sahip olduğunu gösterir. Bir kimsenin bin devesi varsa, nazardan korunmak için Arap adetine göre bir devenin gözünü oyup çıkarması gerekirdi. İbn…

Read More

”Yüce Allah, Firavun’u (Kızıldeniz’de) boğunca Firavun parmağıyla işaret edip sesini yükselterek: -‘İsrailoğulları’nın kendisine iman ettiği (ilahtan) başka bir ilah olmadığına iman ettim!’ dedi. (Devamla) dedi ki: Bunun üzerine Cebrail, Firavun hakkında Allah’ın rahmetinin gazabını geçmesinden korktu ve kanatlarıyla (denizin) çamurundan alıp Firavun’un yüzüne çarptı ve onu (denizin dibine) batırdı. Bazı rivayetlerde ise şu ifade yer almaktadır: ”Cebrail (a.s.) dedi ki: Ben, ”Ben sizin en büyük Rabbinizim!” (en-Naziat, 79/24) diyen Firavun’a buğzettiğim kadar hiçbir kimseye buğzetmedim. Firavun, (iman ettiğine dair) sözünü söylediğinde onun ağzını çamurla doldurdum.” İbn Kesir – Peygamberler Tarihi

Read More

”O anda, inancını o güne kadar gizlemiş olan Firavun ailesinden bir mü’min şöyle haykırdı: “Rabbim Allah’tır dediği için, bir adamı öldürecek misiniz? Oysa O size Rabbinizden açık belgeler, kesin deliller getirmiştir. Eğer O bir yalancı ise, yalanı kendi aleyhine dönecektir. Ama gerçeği söylüyorsa, sizi uyardığı azabın bir kısmı başınıza gelecek. Çünkü Allah, ölçüyü taşıran ve çok yalan söyleyeni hidayete erdirmez.Ey kavmim, bugün saltanat sizin, üstünsünüz yeryüzünde, fakat Allah’ın azabı gelince kim kurtaracak bizi? Firavun dedi ki: Ben size hangi reyi işaret ediyorsam o, tamamıyla doğrudur ve ben sizi, doğrudürüst yoldan başka bir yola sevketmiyorum.” (Mümin, 40/28-29) *Bu adam, Firavun’un amcasının…

Read More

Gerçekten Hz Musa, ailesine oradan bir haber getirdi hem de ne haber?!.. Ateşin yanında hidayet/yol gösterici buldu, hem de ne hidayet/yol gösterici?!.. Ondan bir (ilahi) nur/ışık aldı, hem de ne nur?!… ”Oraya gelince, o kutsal yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: ‘Ey Musa! Ben, kuşkusuz alemlerin Rabbi olan Allah’ım!” (el-Kasas, 28/30). Yüce Allah Neml süresinde ise bununla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: ”Oraya varınca şöyle seslenildi: ‘Ateşin bulunduğu yerde ve çevresinde olan kimseler mübarek kılınmıştır! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır!” (Neml, 27,8). Yani dilediğini yapan ve dilediği hükmü veren Allah, her türlü noksanlıktan münezzehtir. ”Ey Musa, gerçek şu…

Read More

Sonra Yüce Allah, Hz Musa’ya elini koynuna koymasını emretti. Sonra da elini çıkarmasını emretti. Bir de ne görsün, cilt hastası olmadığı halde eli ay gibi bembeyaz olmuş ve ışıl ışıl parlıyordu. İşte bu sebepledir ki Yüce Allah şöyle buyurdu: ”Elini koynuna sok ki kusursuz, bembeyaz olarak çıksın! Korkudan açılan kollarını kendine çek.” (el-Kasas, 28//32) Bunun manasının şöyle olduğu da söylenmiştir: Korktuğun zaman elini kalbinin üzerine koy ki, kalbin sakinleşsin. Her ne kadar bu, Hz Musa’ya özgü bir şey olsa da onun peygamberliğine iman etmenin bereketinin gereği olarak her kim korktuğu zaman elini kalbinin üzerine koyarsa peygamberlere uyduğu için bundan fayda…

Read More

Denildi ki: Hz Musa dilinin üzerine koymuş olduğu ateş koru sebebiyle dilinde pelteklik oluşmuştu. Şöyle ki: Hz Musa, daha küçük çocuk iken Firavun’un sakalından tutup çekmişti. Bundan dolayı Firavun, onu öldürmek istedi. Derken Asiye, Hz Musa’nın öldürülmesinden korktu ve: ‘O, daha küçük bir çocuktur. İstersen onun önüne bir meyve ve bir de ateş koru koymak suretiyle onu imtihan et!’ dedi. Firavun da onu bu şekilde imtihan etti. Hz Musa meyveyi almaya yöneldi, fakat melek onun elini ateş koruna çevirdi. O da ateş korunu alıp onu dilinin üzerine koydu. (Dilinin üzerine koyduğu) ateş koru sebebiyle dilinde pelteklik oluştu. İşte bundan dolayı…

Read More

”Yüce Allah Hz Yunus’u balığın karnında alıkoymak istediğinde balığa ‘Yunus’u al, fakat onun etini tırmalayıp parçalama, kemiklerini de kırma!’ diye vahyetti. Balık, Hz Yunus’u yutup denizin dibine götürünce Hz Yunus orada bazı sesler işitti. (Kendi kendine:) -‘Bu da ne?’ diye sordu. Balığın karnındayken Yüce Allah ona: -‘Bu duyduğun ses, deniz hayvanlarının tesbihatıdır!’ diye vahyetti. Bunun üzerine Hz Yunus, balığın karnında olduğu halde o da tesbihata başladı. Melekler, Hz Yunus’un tesbihatta bulunduğunu duyduklarında: -‘Ey Rabbimiz! Tuhaf bir yerden gelen cılız bir ses işitiyoruz. (Bu neyin sesidir?) diye sordular. Yüce Allah da: -‘O benim kulum Yunus’dur. Bana karşı çıktı, ben de onu…

Read More

Burada anlatılmak istenilen husus şudur: Hz Yunus kavmin(in inkarın)a kızması sebebiyle (onlara) öfkelenmiş vaziyette (onların yanından ayrılıp) gidince, denizde bir gemiye bindi. Derken gemi (denizde) gemi halkını (götürmek için) yol aldı. (Seyir halinde iken) gemi sarsıldı, onları dalgalar kuşattı ve gemi, içindeki (yükleri taşımada) zorlandı. Müfessirlerin anlattıklarına göre neredeyse boğulacaklardı. Bunun üzerine kur’a çekme meselesini kendi aralarında istişare ettiler. Buna göre kura kime çıkarsa yüklerini hafifletmek için onu gemiden denize atacaklar. Derken kura çektiklerinde bu kura Allah’ın peygamberi Hz Yunus’a çıktı. Fakat onu (denize atmaya gönülleri) razı olmadı. İkinci defa tekrar kura çektiler, kura yine Hz Yunus’a çıktı. Bunun üzerine…

Read More

Yüce Allah, Firavun’un durumunu haber vererek şöyle buyurdu: ”Firavun, ”Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?” dedi. Musa dedi: ”Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılış özelliğini veren, sonra da doğru yolu gösterendir.” Firavun, ”Öyleyse, daha önceki nesillerin durumu nedir?” dedi… Musa dedi: ”Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin katındaki bir kitaptadır. Gerçek şu ki, benim Rabbim ne yanılır ne de unutur. (Taha 20/49-55) Yüce Allah burada Firavun’un, Yüce yaratıcının varlığını inkar ettiğini ”Firavun, ‘Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?’ dedi. Musa dedi: ‘Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılış özelliğini veren, sonra da doğru yolu gösterendir.” (Taha, 20/49-50) diyerek dediğini bildirmektedir. Yani (bütün) mahlukatı yaratan, onlara davranışlar, rızıklar…

Read More

”Yüce Allah, Hz Adem’i yaratırken cennetlik kimseleri onun göğsünün sağ tarafından çıkardı, cehennemlik kimseleri de göğsünün sol tarafından çıkardı. Hz Adem’in bedeninden çıkarılan bu zürriyeti, yeryüzüne atıldılar. Onların içerisinde kör, alacalı ve çeşitli hastalıklara müptela kimseler vardı. Bunun üzerine Hz Adem: -‘Ey Rabbim! Çocuklarımı hep eşit kılsaydın olmaz mıydı?’ dedi. Allah: -‘Ey Adem! Ben senin şükretmeni istedim!’ dedi. İbn Kesir – Peygamberler Tarihi

Read More

1- Adaletli imam. 2- Tenhada Allah’ı anıp gözleri yaşaran kimse. 3- Gönlü mescidlere bağlı adam. (Bu kişi) mescidden çıktığında, oraya tekrar dönünceye kadar (gönlü oraya bağlı kalır.) 4- Allah rızası için birbirini seven iki adam. Bunlar, Allah’ın rızasına uygun olarak bir araya gelir, yine onun rızasına uygun olarak birbirlerinden ayrılırlar. 5- Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde gizleyerek sadaka veren adam. 6- Allah’a ibadet ederek yetişen genç. 7- Mevki ve güzellik sahibi bir kadının kendine çağırması durumunda ‘Ben Allah’tan korkarım!’ diyen adam.” Buhari

Read More

”Yüce Allah Hz Eyyub’a (afiyet verince ona) cennetten bir takım elbise giydirdi. Derken Hz Eyyub (bulunduğu yerden az) uzaklaşıp bir kenarda oturdu. Bu sırada hanımı geldi onu tanıyamadı. Hanımı: -‘Ey Allah’ın kulu! Burada bulunan şu musibete maruz kalmış adam nereye gitti? Belki de köpekler ve kurtlar onu kapıp götürdü!’ dedi. Hanımı bir müddet onunla konuşmayı sürdürdü. Hz Eyyub: -‘Yazıklar olsun sana! Ben Eyyüb’üm!’ dedi. Hanımı: -‘Sen benimle alay mı ediyorsun, ey Allah’ın kulu?!’ dedi Hz Eyyüb: -‘Yazıklar olsun sana! Ben, Eyyüb’üm! Allah bana bedenimi geri verdi!’ dedi. Abdullah bin Abbas devamla dedi ki: Yüce Allah Hz Eyyüb’a mallarını ve evlatlarının…

Read More

”Eline bir demet sap al ve onunla (eşine) vur da yeminini bozma!” Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı bulduk. O, ne iyi bir kuldu, daima Allah’a yönelirdi.” (Sad, 38/44). Bu, Yüce Allah’ın, hanımına yüz değnek vuracağına dair yemin eden kulu ve peygamberi Hz Eyyub’a verdiği bir ruhsattır. 1- Bir rivayete göre Hz Eyyub, hanımı saç örgülerini sattığı için bu şekilde yemin etmiştir. 2- Bir rivayete göre ise İblis bir hekim suretinde onun hanımına görünerek Hz Eyyub için bir ilacı niteledi. Hanımı da Hz Eyyub’a gelip ona bunu haber verdi. Hz Eyyub onun şeytan olduğunu anladı ve hanımına yüz değnek vuracağına yemin etti.…

Read More

Yüce Allah Furkan suresinde konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: ”Ad’ı, Semud’u, Ress halkını ve bunların arasında daha birçok kavimleri helak ettik! Onların herbirine öğüt olarak meseller anlattık. (Öğüt almadıkları için de) hepsini kırıp geçirdik!” (el-Furkan 25/38-39) ”Ashab-ı Ress, (Yemen’de bir belde olan) Hadavvar/Hadur’da yaşıyorlardı. Yüce Allah onlara Hanzala bin Safvan adında bir peygamber gönderdi. Onlar, bu peygamberi yalanladılar ve onu öldürdüler. Bunun üzerine Ad bin Avs bin İrem bin Sam bin Nuh, çocuklarıyla Ress’den ayrıldı ve ”Ahkaf” (denilen yer)e yerleşti. Yüce Allah da Ress halkını helak etti. Onlar bütün Yemen’e dağıldılar. Bununla birlikte bütün yeryüzüne yayıldılar. Öyle ki Cebrun bin…

Read More

”Antakya halkının bir hükümdarı vardı. Onun adı, Antihus idi. Bu kral putlara tapıyordu. Bundan dolayı Yüce Allah ona üç peygamber gönderdi. Bu peygamberler; Sadık, Saduk ve Şalom idi. Fakat bu hükümdar bunları yalanladı.” Bununla birlikte Kur’an’da zikredilen bu şehir halkı, helak oldular. Nitekim kıssanın sonunda onlar elçileri tasdik edeni öldürdükten sonra şöyle buyurdu: ”Sadece korkunç bir çığlık oldu, onlar da hemen sönüverdiler!” (Yasin, 36/29). Şehir halkı onları onların kendileri gibi insan olduklarını ileri sürerek reddettiler. Nitekim (bütün) kafir toplumlar, elçilerine aynı şeyi söylemişlerdir. Onlar Allah’ın elçi/peygamber göndermiş olabileceğini uzak görüyorlardı. Elçiler, onlara; ‘Allah, bizim size gönderilmiş elçiler olduğumuzu biliyor. Eğer,…

Read More

Nihayet vadesi dolup ölüm döşeğine yattığında Hz Yusuf, kardeşlerine cesedini, Mısır’dan çıktıkları zaman beraberlerinde alıp götürmelerini ve atalarının yanına gömmelerini vasiyet etti. Derken Hz Yusuf vefat etti. Kardeşleri cesedini (Mısır’da) bir tabuta koydular. Nihayet Hz Musa, (Hz Yusuf’un) cesedini alıp atalarının yanına gömdü. Rivayete göre Hz Yusuf, 110 yaşındayken vefat etmiştir. *Bu, onların (yani Ehl-i kitabın) naklettiğidir. Ben de bunu bu şekilde gördüm. İbn Cerir et-Taberi de bunu bu şekilde nakletmiştir. *Mübarek bin Fadale, Hasan (el-Basri’n)in şöyle dediğini nakletmiştir. ”Hz Yusuf on yedi yaşındayken kuyuya atılmıştı. 80 sene babasından ayrı kaldı. Bundan sonra da 23 sene yaşadı. 120 yaşındayken vefat…

Read More

”Mısır’dan onu satın alan kişi, hanımına dedi ki: ”Buna iyi bak, bize faydalı olabilir, ya da onu evlat ediniriz.” (Yusuf, 12/21). Bu, Allah’ın Hz Yusuf’a bir lütfu, bir rahmeti ve bir ihsanı idi. Böylece Allah Hz Yusuf’u kendi lütfuna etkin kılmak ve dünya ve ahiretin hayırlarını ona vermek istiyor. Dediler ki: Mısır halkından onu satın alan kimse, Mısır’ın azizi olup Mısır’ın hazinelerinden sorumlu hazine bakanı idi. İbn İshak dedi ki: ”Onun adı, Kıtfır İbn Ruhayb idi. O zaman Mısır’ın Firavun’u, Amelika kabilesinden bir adam olan Reyyan İbnü-l Velid idi. Aziz’in karısının adı ise Rail binti Remayil idi. Birçok kimse de…

Read More