- ABDULKADİR GEYLANİ SÖZLERİ
- Altın Detay
- Altın Detay
- Altınlar
- AMP
- Ana Sayfa
- Ana sayfa – dtarihi.com
- Anasayfa – mobile
- ATTİLA SÖZLERİ
- Ayarlar
- Beğendiklerim
- Buy Adspace
- Canlı Borsa
- Canlı Tv
- Canlı Tv 2
- Checkout
- Checkout
- Deneme Page
- Döviz Detay
- Döviz Detay
- Dövizler
- dtarihi.com
- dtarihi.com
- Eczane
- Favori İçeriklerim
- Gazeteler
- Genel Ayarlar
- Get In Touch
- Get In Touch
- Giriş
- Günlük Burç Yorumları
- HACI BEKTAŞ-İ VELİ SÖZLERİ
- Hakkımızda
- Hava Durumu
- Hava Durumu
- Hava Durumu 2
- Header4
- Hesabım
- Hisse Detay
- Hisse Detay
- Hisseler
- Home
- Homepage
- Homepage
- HZ MUHAMMED (S.A.V.) SÖZLERİ
- İletişim
- Kayıt Ol
- Kripto Paralar
- Kriptopara Detay
- Kriptopara Detay
- Künye
- Login/Register
- Login/Register
- MEVLANA SÖZLERİ
- My account
- My account
- Namaz Vakitleri
- Namaz Vakitleri
- nnbil
- Nöbetçi Eczaneler
- Nöbetçi Eczaneler
- Our Authors
- Our Authors
- Parite Detay
- Parite Detay
- Pariteler
- Profili Düzenle
- Puan Durumları
- Puan Durumu
- SADİ ŞİRAZİ SÖZLERİ
- Sample Page
- Şifremi Unuttum
- Şifremi Unuttum
- Şifremi Yenile
- Sinema
- Sinema Detay
- Son Dakika
- Takip Ettiklerim
- Takipçilerim
- Typography Elements
- Typography Elements
- Üye Giriş
- Üye Kayıt
- Üye Onay
- Yayın Akışları
- Yayın Akışları 2
- Yayınlar
- Yazarlar
- Yazarlar
- Yazdığım Haberler
- Yazı Düzenle
- Yazı Gönder
- Yazılarım
- Yol Durumu
- Yol Durumu 2
- Yorumlarım
- Yorumlarım
Subscribe to Updates
Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.
What's Hot
Yazar: admin
Müfessirler ve diğerleri dediler ki: Hz Yusuf, daha ergenlik çağına ermemiş küçük bir çocuk iken rüyasında şunu gördü: Sanki on bir yıldız (ki bunlar, on bir kardeşine işarettir) ve güneş ve ayın (ki bu da babası ve annesine işarettir) kendisine secde etmekteydiler. Bu durum onu çok ürküttü. Uyandığında bu rüyasını babasına anlattı. Babası, onun dünyada ve ahirette yüce bir makama ve yüksek bir mertebeye ulaşacağını, böyle bir makam sahibi olması dolayısıyla da babasının ve kardeşlerinin kendisine boyun eğeceklerini anladı. Bundan dolayı rüyasını gizlemesini ve kardeşlerine anlatmamasını emretti. Bunun sebebi ise kardeşlerinin, kendisini kıskanmamaları, ona kötülük etmemeleri ve çeşitli hilekarlık ile…
Dört şey kısa sürelidir. Ey dini bütün ve sevimli adam, neymiş onlar sen gel de benden öğren: Devlet başkanlarının zulmü uzun süre devam edemez. Dostların aslında iyi ve hoş olan kınamaları da geçicidir. Kadınların gösterdiği sevgi ve kaba saba adamların sohbeti kısa sürelidir. Vatandaşlarına kötü davranan lider, iktidarı uzun süre elinde tutamaz, çabuk gider. Bir dosttan gelen kınama ve paylamalar da, su üstüne yazı yazmak gibi gelir geçer. Hakiki bir aşkla tutkun görünse de bir kadın, sevgilisinin imkanları azalınca, çok geçmeden açar ağzını yumar gözünü. Bayağı insanlarla düşüp kalkan kişi, kar değil zarar ettiğini çabucak görür. Gülün kokusundan hiç hazzetmeyen…
Medyen kavmi çığlık ve ateş kıvılcımı saçan bir gölgeyle nasıl helak oldu? Şuara süresinde geçtiği üzere Medyen halkını, bulutlu bir günün azabı yakalamıştı. Bu da onların…
Yüce Allah (onların helak ediliş durumuyla ilgili olarak) şöyle buyurdu: ”Derken o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi. Yurtlarında diz üstü çökekaldılar.” (el-Araf, 7/91). Araf süresinde geçtiği üzere onları bir titreme yakalamış, yani üzerinde yaşamakta oldukları yer şiddetli bir sarsıntıyla sallanarak onları titretmişti. Bu sarsıntı ve titreme, onların cesetlerindeki ruhu çıkarmış; o yerin canlıları, cansız varlıklara dönüşmüştü. Cüsseleri de cansız, hareketsiz ve hissiz olarak dizüstü çökük vaziyette kalmıştı. Yüce Allah onlara çeşitli azap, işkence ve belayı birarada vermişti. Pis ve çirkin nitelikleri taşıdıkları için Yüce Allah hareketleri durduracak şiddetli bir titremeyi, sesleri kısacak bir çığlığı, her tarafından ve yönünden insanlara ateş kıvılcımı…
HZ LUT’UN hanımı, kendi kafir kavmiyle beraber geride kalmıştı. Kocası LUT ve kızlarıyla beraber şehirden çıktığı, ancak çığlığı ve şehrin düşüşünü duyduğunda, geri dönüp şöyle bağırır:
Süheyli der ki: ” Hz Lut’un hanımının adı, ”Valihe” idi. Hz Nuh’un hanımının adı ise ”Valiğe” idi. Melekler Hz Lut’a; Allah’ın her şüpheci haine örnek yaptığı bu haddi aşmış, azgınlaşmış, lanetlenmiş ve birbirlerine benzeyen kafirlerin helak edileceklerini müjdeleyerek şöyle dediler: ”Haberin olsun, va’d olundukları azabın zamanı sabah vaktidir. Sabah da yakın değilmi?” (Hud 11/81). Hz Lut, aile fertleriyle birlikte- bunlar, onun iki kızından ibaret idi- (geceleyin) yola çıktığında, onlardan hiçbir erkek onun peşine takılmadı. Hanımının da onlarla beraber yola çıktığını söyleyenler olmuşsa da, doğrusunu Allah daha iyi bilir. Denilir ki: Hz Lut’un hanımı,kendi kafir kavmiyle beraber geride kalmıştı. Kocası Lut…
Aptala akıl danışmak, talihsizliğin başıdır. Ahmağa para emanet etmek de öyle. Dost nasihatine şükranla kulak vermeyen, sürünmeye mahkum bir sersemdir. Dünya olaylarından ibret almayan, insanların nefret ve lanetini üstüne çeker. Aptala danışıp ondan öğüt alan, seytanın tuzağına düşer, şeytan da onu şaşkın ördeğe çevirir. Servetini ahmaklara emanet eden, bahtlı biri sayılacağını nasıl umabilir? Ahmağın eline para geçmeye görsün, kısa zamanda har vurup harman savurur. Ahmak kısmı dost nasihatlerine asla kulak asmaz, bazen işi dostluk bağlarını koparmaya kadar vardırır. Genç adam, onlardan ibret al, ders çıkarmaya bak ki ahmaklardan olmayasın! Akıllı olmayı bilen, geri geri gitmenin yolunu şaşırmak olduğunu iyi bilir.…
İşlerini dürüst olmayan bir adama asla emanet etmemeli, Layık olmayanı bağış ve ihsana boğmamalı, Akıllı davranıp, her türlü haksızlık eğiliminden uzaklaşmalı. Bu kusurlardan kaçınan kimse, asla düşüncesizlerin arasına düşmez. Bu dünyada herkesin üstünde bir yer edinmek mi istiyorsun? Yoksula ekmek ve tuz dağıtmak için elin her zaman açık olsun! İnsanlara adalet dağıtmakla yükümlü olduğun sürece, evladım, altındakilere iyilikle davranmaktan başka bir şey düşünme! Verdiği öğütleri kendisi tutan kimsenin görüşlerini herkes severek benimser, fakat verdiği bilgece öğütleri kendisi hor görüp uygulamayana, kimse kulak asmaz. Ey tedbirli adam, İlahi kanunun yasakladığı şeylere sakın yaklaşma! Her fırsatta uygun olan şeyi yapmanın ne olduğunu…
CEBRAİL (AS) LUT KAVMİNİN yüzlerindeki göz çukurlarını tamamen kapanıp dümdüz hale getirdi. Gözlerini kaybeden o ahlaksızlar, duvarlara tutunarak şöyle diyorlardı:
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: ”Andolsun ki Lut onları bizim şiddetli azabımız konusunda uyarmıştı, fakat onlar bu uyarılara karşı kuşku duydular. Onlar Lut’un misafirlerinden murad almaya kalkıştılar. Biz de onların gözlerini silme kör ediverdik. ”Haydi, azabımı ve uyarılarımı tadın!” (dedik). Onları, sabah erkenden sürekli bir azap yakalayıverdi.” (el-Kamer, 54/36-38). Müfessirler ve başkaları derler ki: ”Allah’ın peygamberi Hz Lut, o ahlaksız kavmin içeri girmelerine engel olmaya çalışıyor, kapıyı kilitleyerek onlara karşı konuklarını korumaya çabalıyordu. Fakat onlar, açıp içeri girmek için kapıyı zorluyorlardı. O da kapının ardından seslenerek, bu yaptıklarının doğru olmadığını, bundan vazgeçmeleri gerektiğini onlara öğütlüyordu. Öğütlerini ısrarla yineliyordu. Sıkışıp çaresiz kalınca…
To understand the new smart watched and other pro devices of recent focus, we should look to Silicon Valley and the quantified movement of the latest generation. Apple’s Watch records exercise, tracks our moves throughout the day, assesses the amount of time we are stood up and reminds us to get up and move around if we have been sat for too long – let’s not forget Tim Cook’s “sitting is the new factor” line. Diana saves Steve Trevor who has crashed on Themyscira. He warns her of the great war, World War I, raging across the globe. Wonder Woman…
İsrailoğulları Hz Musa’ya neden ‘Sen git Rabbinle birlikte savaş dediler? Orada, içinde zorba bir kavmin yaşamakta olduğu bir şehir buldular. Buranın insanları
Sonra geçip Arz-ı mukaddese gittiler. Orada, içinde zorba bir kavmin yaşamakta olduğu bir şehir buldular. Buranın insanları ahlaksızdılar. Anlatıldığına göre orada, müthiş irilikte meyveler yetişirmiş. İsrailoğulları: -”Ey Musa, dediler. Orada bir kavim var, hepsi zorba!” (el Maide, 5/22). Onlarla başa çıkamayız. Orada bulundukları müddetçe biz o şehre girmeyiz. ”Şayet çıkarlarsa, şüphesiz biz de gireriz!” (el Maide, 5/22) dediler. ”Onların o korktukları kimselerden Allah’ın kendilerine lütufta bulunduğu iki kişi” (el-Maide, 5,23): -‘(Hadisin ravisi Yezid’e: ‘Bu ayeti bu şekilde mi okudu?’ diye soruldu. O da: ‘Evet, (bu iki adam,) o zorbalardan idiler…!’ dedi. Bu iki adam, Musa’ya iman ettik ve onun yanına…
”Hz İbrahim, insanları, evinde konuk ederdi. Bir gün konuk edecek adam aramaya çıktı, fakat hiçbir kimseyi bulamadı. Eve döndüğünde, içeride bir adam gördü. Ona:
”Hz İbrahim, insanları, evinde konuk ederdi. Bir gün konuk edecek adam aramaya çıktı, fakat hiçbir kimseyi bulamadı. Eve döndüğünde, içeride bir adam gördü. Ona: -‘Ey Allah’ın kulu! İzin almadan ne sebeple evime girdin?’ diye sordu. O da: -‘Rabbimin izniyle girdim!’ dedi. Hz İbrahim: -‘Sen kimsin?’ diye sordu. O da: -‘Ben, ölüm meleğiyim. Rabbim, beni; Allah’ın ‘dost’ edindiğini kendisine müjdeliyeyim diye kullarından birine gönderdi!’ dedi. Hz İbrahim: -‘O kul kimdir? Allah’a yemin ederim ki, eğer o kulun kim olduğunu bana bildirirsen, yeryüzünün en uzak mıntıkasında da olsa bile mutlaka onun yanına giderim, ölüm bizi ayırıncaya kadar onun komşusu olarak yanında kalmaya…
Resulullah (sav), (torunları) Hz Hasan ile Hz Hüseyin’in üzerinde koruyucu dualar okur ve -‘Atanız (İbrahim) de, bu okuyacağım duaları, (iki oğlu) İsmail ve İshak’ın üzerinde okurdu:
Resulullah (sav), (torunları) Hz Hasan ile Hz Hüseyin’in üzerinde koruyucu dualar okur ve -‘Atanız (İbrahim) de, bu okuyacağım duaları, (iki oğlu) İsmail ve İshak’ın üzerinde okurdu: ”Her şeytandan, zehirli haşarattan ve kötü nazar değdiren gözden, Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.” derdi. İbn Kesir – Peygamberler Tarihi
Süddi der ki: ”Yüce Allah, Hz İbrahim ve Hz İsmail’e Kabe’yi inşa etmelerini emrettiği zaman onlar, nereye inşa edeceklerini bilemiyorlardı. Nihayet Yüce Allah, onlara, Hacuc adlı bir rüzgar (meleğini) gönderdi. İlk Beyt’in temelini esas alarak Hz İbrahim ve Hz İsmail için Kabe’nin çevresini süpürüp temizledi. Onlar da onu izleyerek temeli kazmaya başladılar. Buna işaretle Yüce Allah: ”Bir zaman Kabe’nin yerini hazırlamış(tık) (el Hac 22/26) buyurmuştur. Temelleri yükseltip köşe duvarlarını inşa ettiklerinde Hz İbrahim, Hz İsmail’e -‘Oğulcuğum! Bana iyi bir taş getir de şuracığa yerleştireyim!’ dedi. İsmail de: -‘Babacığım! Ben yorgun ve halsizim’ dedi. Hz İbrahim: -‘Öyleyse durma da git’ dedi.…
Göklerdeki Meleklerin ibadet ettikleri Kabe’nin tam üstünde olan Göklerdeki Beyt-i Ma’mur’un özellikleri şunlardır:
Göklerin yaratılış özelliğini belirtirken şöyle demiştik: Yeryüzündeki Kabe, gökteki Beyt-i Ma’mur’un ve diğer yedi kat göklerdeki mabedlerin tam hizasındadır. Öyle ki gökte duran Beyt-i Ma’mur yere düşecek olsa, tam Kabe’nin üzerine düşer. Nitekim seleften bazı alimler demişlerdir ki: Gök tabakalarının her birinin içinde, gök halkının Allah’a ibadet ettikleri Beyt/ev vardır. O gök katlarındaki beytler/evler, yeryüzündeki Kabe gibidirler. Yüce Allah, Hz İbrahim’e, meleklerin göklerdeki mabedleri gibi, insanlar için de yeryüzünde bir Beyt/ev yapmasını emretti. Gökler ile yerin yaratıldığı günden beri Kabe inşası için belirlenen ve hazırlanan yeri, Hz İbrahim’e gösterdi. Nitekim bu husus, Buhari ve Müslim’in ”e-Sahih”lerinde geçmektedir. O Beyt-i Ma’mur…
Hz Süleyman Tapınağı, Tevrat ve Kitab-ı Mukaddes’te ayrıntılarıyla anlatılmaktadır. Yaklaşık olarak M.Ö 10’ncu yüzyıl ortalarına doğru yapıldığı tahmin edilen bu mabed, halen daha birçok din tarafından kutsal sayılmaktadır. Bu kutsal mabedi yaptıran Hz Süleyman’ın adını taşımaktadır ve tek Tanrı inancına sahip olan Hz Süleyman’ın yaptırmasından ötürü, kutsaliyetinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Kutsal Tapınağın 370 yıl kadar sağlam bir şekilde ayakta durmasına karşın, tarihe ismini zalim hükümdar olarak yazdıran Babil Kralı Nebukadnezar, M.Ö 586 yılında Kudüs’e saldırmış ve her yanı yağma ettirmiştir. Tabi yağma edilerek yerle bir olan yerler arasında Hz Süleyman Tapınağı da vardır. İddialara göre; Hz Süleyman Tapınağı’nda 40,000 amele…
Fatih Camii avlusunda 25 yaşlarında bir delikanlı Baki’nin yolunu kesip yakasına yapışır ve şairin yalan söylediğini hakaretle anlatır. ”Sen bir beyitinde, eğer aşıklar yalvarırsa güzeller onlara sevgi gösterir” diye yemin ediyordun. Ben tam iki aydır kapısının önünde yalvardığım halde, sevdiğim yüzüme bile bakmadı. Senin yüzünden rezil, rusvay oldum” demesi üzerine Baki:
Şairler Sultanı Baki bir gazelinde; ”Güzeller mihriban olmaz demek yanlıştır Baki Olur vallahi billahi hemen yalvari görsünler” demektedir. Bu gazelin yazılmasından birkaç ay sonra Fatih Camii avlusunda 25 yaşlarında bir delikanlı Baki’nin yolunu kesip yakasına yapışır ve şairin yalan söylediğini hakaretle anlatır. ”Sen bir beyitinde, eğer aşıklar yalvarırsa güzeller onlara sevgi gösterir” diye yemin ediyordun. Ben tam iki aydır kapısının önünde yalvardığım halde, sevdiğim yüzüme bile bakmadı. Senin yüzünden rezil, rusvay oldum” demesi üzerine Baki: ”-Efendi evladım ben o yeminimde hala sadıkım. Yanlız sen yalvarı yanlış anlamışsın. Ben orada yalvarmaktan değil, ”Yalvar” denen gümüş paradan bahsediyordum. Sen şimdi git sevdiğin…
Fatih’in ölümü üzerine Osmanlı tahtına geçmek uğrunda ağabeyi İkinci Bayezit’le taht ve taç kavgasına girişen Cem; bunda muvaffak olamayarak önce Mısır’a sonra Rodos’a sığınmak zorunda kaldı. Rodos’a sığınmakla bin pişman olan Cem Sultan; hükümdarlık bir yana, her şeyini kaybetti. Şövalyeler onu bir esir gibi şatodan şatoya zindandan zindana taşıyarak, Türklük ve Müslümanlık adına diri ve ölü vücudundan yararlanmak istediler. Hristiyanlara alet olmayan Cem; evlat ve vatan hasreti içinde kıvrana kıvrana İtalya’da vefat etti. Dirisini paylaşamayanlar, ölüsünü de yüklü bir para karşılığında satmak için sıraya girdiler. Türklük ve Müslümanlığından zerre kadar ödün vermeyen, son nefesine kadar da direnen talihsiz Şehzade’nin ancak…
Osman Gazi’nin Orhan Bey’e Vasiyeti. Osman Gazi vefat etmeden oğlu Orhan Bey’e yaptığı vasiyet tam bir siyaset name niteliğindedir…
”Oğul! Din işlerini herşeyden evvel ele alıp; yürütmek gayret ve esasını daima gözönünde bulundur ve bu esası sakın gevşekliğe uğratma. Çünkü bir farzın yerine getirilmesini sağlamak, din ve devletin kuvvetlenmesine sebep olur. Her zaman gazaya devam ederek, Din-i Celil-i İslam’ın yüceliğini yaşatınız. Cihadın kemaline ererek, sancağı şerifi hep yüksekte tutunuz. Her zaman İslam’a hizmet ediniz. Zira Cenab-ı Hak benim gibi zayıf bir kulunu ülkeler fethetmek için memur etti. Gaza ve cihadlarınızla Kelime-i Tevhid’i çok uzaklara götürünüz. Hanedanımdan her kim, hak yoldan ve adaletten saparsa mahşer gününde, Rasülü Azam’ın şefaatinden mahrum kalsın. Din gayretine sahip olmayan, sefahate düşkün olan ve denenmemiş…
”Allah’ın lanetine uğrayan altı kişi vardır: Allah’ın Kitab’ına ilavede bulunan, Allah’ın kaderini yalanlayan, Allah’ın haramını helal sayan, soyumdan Allah’ın yasakladığını helal sayan, sünneti terk eden.” Başka bir takikte ”Yedi şey vardır şeklinde geçmektedir. Yukarıda ilk beşini zikrettikten sonra gerisini şu ibarelerle devam ettirmiştir: ”Ganimeti kendi zimmetine geçiren, Allah’ın değer vermediğine değer verip, değer verdiğini alçaltmak için var gücüyle zorbalık yapan.” Büyük Hadis Külliyatı – Rudani
Zülkarneyn (a.s.)’ a ”Sizi en çok sevindiren şey nedir?” diye sorulduğunda; şu cevabı vermiştir:
Zülkarneyn’e ”Sizi en çok sevindiren şey nedir?” diye sorulduğunda; şu cevabı vermiştir: ”Beni en fazla iki şey sevindirir: Birincisi adalet; ikincisi, bana bir iyilikte bulunan kimseye daha fazlasıyla karşılık vermek.” Yöneticilere Altın Öğütler – İmam Gazali
Allah Teala, Hz Adem’i yeryüzüne indirdiği zaman ona dört şey vahyetti ve dedi ki: Ey Adem Senin ve zürriyetinin ilmi şu dört şeyden ibarettir.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ”Allah, Adem’i yeryüzüne indirdiği zaman ona dört şey vahyetti ve dedi ki: Ey Adem Senin ve zürriyetinin ilmi şu dört şeyden ibarettir. Bunlar; benim için olan, senin için olan, benimle senin aranda olan ve seninle insanlar arasında olan şeylerdir. Benim için olan, senin sadece bana ibadet etmen ve bana hiçbir şeyi ortak koşmamandır. Senin için olan, yaptığın amellerin karşılığını vermemdir. Benim ile senin arasında olan şey, senin dua etmen; benim de o duaya icabet etmemdir. Seninle insanlar arasında olan şey ise insanlara karşı adil davranman ve onlara insaf ile muamele etmendir.” Yöneticilere Altın Öğütler – İmam…
İsa (a.s.) evreni seyri sırasında dünyayı yaşlı bir kadın suretinde gördü; ona: ”Kaç eşin var?” diye sordu, dünya: ”Çok sayıları belli değil” dedi. İsa (a.s.):
İsa (a.s.) evreni seyri sırasında dünyayı yaşlı bir kadın suretinde gördü; ona: ”Kaç eşin var?” diye sordu, dünya: ”Çok sayıları belli değil” dedi. İsa (a.s.): ”Ölüp gittiler mi yoksa seni boşadılar mı?” diye sordu; dünya: ”Hayır boşamadılar, onları ben öldürdüm” dedi. O zaman Hz İsa: ”Senin halin ve insanların başına getirdiğin bu felaket ne garip! Onlar seni arzuluyorlar, senin için savaş veriyorlar, gelip gidenlerden ibret almıyorlar; sen de seni sevenlere böyle yapıyorsun!” Yöneticilere Altın Öğütler – İmam Gazali
Hz Ömer, tanıdığı salihlerden birisine: ”Davranış ve tutumumda hoşlanmadığın bir şey var mı?” diye sordu; o da:
Hz Ömer, tanıdığı salihlerden birisine: ”Davranış ve tutumumda hoşlanmadığın bir şey var mı?” diye sordu; o da: ”Duyduğuma göre sofranda iki somun ekmek bulunduruyor ve gece ayrı gündüz ayrı elbise giyiyormuşsun?” dedi. Hz Ömer: ”Başka kusurumu gördün mü?” diye sordu, o: ”Hayır; görmedim” dedi. O zaman Hz Ömer: ”Allah’a yemin olsun ki, bu ikisi bir daha olmayacak” dedi. Yöneticelere Altın Tavsiyeler – İmam Gazali
Ebu Cehil nasıl öldürüldü ve kellesi ne oldu? – Ebu Cehil, Bedir Savaşı günü şu şiiri söyleyerek çarpışıyordu:
İbn Hişam der ki: Ebu Cehil, Bedir Savaşı günü şu şiiri söyleyerek çarpışıyordu: ”Avan Savaşı benden intikam almaz. İki senelik azı dişlerim çıkmış, yaşım yenidir. Annem beni bugün için doğurmuştur.” İbn İshak der ki: Resulullah, düşmanın işini bitirince, (sahabilere) Ebu Cehil’in ölüler arasında aranılmasını emretti. Abdullah b. Abbas ile Abdullah b. Ebi Bekr’ın anlattığına göre; Ebu Cehil’in karşısına çıkan ilk kişi, Selemenoğulları’nın kardeşi olan Muaz b. Amr b. el-Cemuh idi. Bu kişi der ki: ”Ebu Cehil’in, ağaçlıklar arasında olduğunu bir topluluktan duydum. Onlar, Ebu Cehil’e, hiçbir kimsenin ulaşamayacağını söylüyorlardı. Ben, bunu işittiğim zaman Ebu Cehil’i öldürmeyi kafama koydum. Bunun üzerine…
Hz İsa zamanında üç kimse yolculuk yapıyorlardı, yolda bir hazine buldular; ama hazineyi kendi aralarında bir türlü pay edemiyorlardı. En sonunda şunu kararlaştırırlar:
İsa (a.s) zamanında üç kimse yolculuk yapıyorlardı, yolda bir hazine buldular; hazineyi paylaşmadan önce: ”Acıktık, aramızdan birisi gitsin de bize yiyecek alsın!” dediler. İçlerinden birisi yiyecek birşeyler almak için şehre gitti. Yolda giderken, kendi kendine: ”Ben en iyisi getireceğim yemeğin içine zehir koyup arkadaşlarımı zehirleyeyim; altınlar da bana kalsın” diye düşündü. Aynen düşündüğü gibi de yaptı, yemeği zehirledi. Diğer ikisi de kendi aralarında: ”Arkadaşımız gelince onu öldürelim; hazineyi de aramızda paylaşırız” diye kararlaştırdılar. Yemeği getiren adam arkadaşları tarafından öldürüldü. Diğer ikisi de yemeği yiyip zehirlenip öldüler. Oradan geçmekte olan Hz İsa havarilerine: ”İşte bu dünyadır! Bakın nasıl peşine düşenleri öldürdü…