Yazar: admin

Kısa bir süre sonra halazadesi hilekar Camuka esir edildi ve huzura getirildi. Timuçin: -Ne akıbet bekliyorsun? diye sordu. Camuka hiç tereddüt etmeden: -Seni yakalamış olsaydım sana çektireceğimin aynını! cevabını verdi. Camuka ilk gün küçük parmakların mafsallarını, takip eden günlerde bütün uzuvları kesmekten ibaret olan Çin işkencesini kastetmekte idi. Burçuninkilerin soyundan gelenlerin gözü karaydı. Timuçin soylu bir reisin kanını akıtmayı meneden kendi halkının geleneğini takip ederek Camuka’yı ipekli bir yay ipi ile boğulmaya mahkum etti. İstemeyerek harbe giren Ong Han (Daha sonraları Cengiz Han olarak bilinecek Temuçin’in babası Yesügey’in kan kardeşidir (anda). Temuçin’in ilk yıllarında Temuçin’e yardımcı olmuştur.) ise kendi topraklarının dışına çıkmış, var gücüyle kaçıyordu. O da bir…

Read More

Emrettim ki, vezirler dört özelliğe sahip olan kişilerden olmaları lazımdır. Birincisi, akıl ve feraset; ikincisi, asalet ve nesil temizliği; üçüncüsü, sipahi ve raiyeye hoş muamele etmek; dördüncüsü, barışçı ve sabırlı olmak. Buna misal; Melikşah Selçuki, öz veziri Nizamü’l-Mülk’ü vezirlikten azletti. Oysa  o iyi özelliklere baştan ayağa sahip bir kişiydi. Onun yerine nesli alçak, kötü birisini vezir tayin etti. Bunun uğursuzluğundan dolayı onun devleti gerileyip, saltanat yapısı bozulmaya başladı. Buna benzer, Abbasilerin en sonuncusu Halife Mu’tasım, İbn Alkami adında hasedci, kinci, kötü birisini kendine vezir yapmıştı. Gönlünde halifeye karşı beslediği düşmanlığı icabı münafıklık yaparak Cengiz torunu Hulagu’yla anlaştı. Onu Bağdat’a getirince,…

Read More

4. Mehmed Osmanlı padişahlarının arasında hükümdarlık tahtına en küçük yaşında oturanıdır. Belki de bu yüzden Topkapı Sarayı’ndaki hadımağaları çocuk padişah ile anasının etrafını aşılmaz bir duvar gibi sardı. Beş yıl içerisinde sekiz sadrazam değişti. Nihayet 4 Mart 1656 Cumartesi günü bu hadımağalarının zorbalığına çıkan ayaklanma 8 Mart Çarşamba günü bunların idamıyla neticelendi. Bu ayaklanma Vaka-i Vakvakiye ya da Çınar Vakası olarak bilinir. Girit cenginden gelen, başı açık ve yalın ayak, sefil ve perişan iki yüz yeniçeri İstanbul’daki arkadaşlarına dert yandılar. Onlar da geçim derdinden ah-ü figan edip sürekli değeri düşürülmüş paradan maaşlarını aldıklarını, çarşı pazarda esnafın kendilerini bu paradan dolayı…

Read More

Kutluk Devleti demek hiç doğru değil. Maalesef ülkemizde, bir zamanlar orta öğretim kitapları ve tarih literatüründe böyle yazılmıştır. Ama gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü aslında bir fetret devrinin sona ermesidir. 2. Gök Türk Devleti’nin kuruluşu. Yaklaşık 30 yıl süren Çin hakimiyetine karşı direnerek eski bağımsızlığın geri alınmasıdır. Değerlendirmemizi buna göre yapmalıyız. Bunu başaran da İlteriş Kutluk’tur. Onun hakkını teslim edelim. Bilindiği gibi fetret bir saltanat ya da siyasi idarenin kesintiye uğramasıdır. Yaklaşık 200 yıl süren Gök Türk Devlet idaresi bir süre kesintiye uğrayıp sonra devam etmiştir. Ahmet Taşağıl

Read More

Oğuz adı üzerinde çeşitli açıklamalar yapılmış ise de artık bunun, ”kabileler” anlamına geldiği anlaşılmıştır. Yani ”ok+u+z”olduğu kabul edilmektedir. Bu açıklama Türk tarihinin en derin yerlerinden 21. yüzyıla kadar uyan ya da tam yerine oturan bir tanımlamadır. Moğolistan’ın Tola Irmağı civarinda yaşayanlara dokuz boydan oluştukları için Dokuz Oğuz deniyordu. Yine Ötüken’e göre batıda bulunan üç boy, Üç Oğuz olarak adlandırılmıştır. Boy sayısı ile adlandırılmaları tamamen bozkır yaşam biçimi ile ilgilidir. Güney Kazakistan’da İli Irmağı’nın batısında yaşayanlar ise On Ok olarak adlandırıldı. Çünkü, Batı Gök Türk Devleti yıkılıp hanedandan gelen beyler Çin’e sığınınca başsız kalan boylar kendi aralarında teşkilatlandı. Her bir boya…

Read More

Hasan el-Basri de der ki: ”İblis, göz açıp kapayacak kadar kısa bir an için olsa meleklerden sayılmadı. Şehr İbn Havşeb de şöyle der: ”İblis, cinlerden idi.  Cinler yeryüzünde bozgunculuk çıkarınca Allah, onların üzerlerine meleklerden bir ordu gönderdi. Bu ordu onların bir kısmını öldürdü, bir kısmını da denizlerin adalarına sürgün etti.  İblis ise esir alınanlar arasındaydı. Melekler onu yanlarına  alıp göğe çıkardılar. Böylece o,  semada kalmıştı. Melekler Adem’e secde etmekle emrolunduklarında İblis, Adem’e secde etmekten kaçınmıştı. Abdulllah İbn Mesud, Abdullah  İbn Abbas, bir grup sahabe, Said b. Müseyyeb ve başkaları dediler ki: ”İblis, dünya semasındaki meleklerin reisi idi.” Abdullah İbn Abbas…

Read More

Yüce Allah meleklere hitap ederek onlara ”Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” (Bakara 30) buyurdu. Yüce Allah, birbirlerinin peşi sıra gelecek ve birbirlerinin yerine geçecek olan Adem ile soyunu yaratmak istediğini bildirmiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: ”Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, verdikleriyle sizi denemek için, kiminizi derece bakımından kiminizden üstün kılan O’dur” (Enam 165) Yine Yüce Allah konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: ”(Onlar mı hayırlı) yoksa, darda kalana dua ettiği zaman karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri yapacak olan mı? Allah’la beraber bir tanrı mı var? Ne kadar az düşünüyorsunuz!” (Neml 62) Yüce Allah, Hz Adem ile…

Read More

Anlatıldığına göre; Semud halkı, dişi deveyi boğazladıklarında ilk saldıran,  lanetli  Kudar bin Salif olmuştu. Hayvanın dizini kırmış, yere düşürmüştü. Sonra hayvanın üzerine kılıçlarıyla çullanmışlar, onu kesip parçalamışlardı. Bu durumu gören yavrusu onlardan  kaçarak, orada bulunan yüksek bir dağın tepesine çıkmış, üç defa böğürmüştü. Bu sebeple Hz Salih, onlara: ”Yurdunuzda üç gün daha yaşayın!” akşam olunca da onu öldürmeyi ve akıllarınca onu devenin akıbetine uğratmayı planlamışlardı. ”Allah’a ant içerek birbirlerine şöyle dediler: ”Gece ona ve ailesine baskın yapalım” (Neml 49) Yani geceleyin ailesiyle  birlikte Salih’i  evinde kıstıralım, onu öldürelim. Sonra da öldürdüğümüzü inkar edelim. Dostları ve akrabaları  kanını dava ederlerse, öldürmediğimizi…

Read More

Onlar, Hz Salih’den; kendilerine getirdiği şeyin doğru ve gerçek olduğunu gösteren bir mucize getirmesini istediler. ”Salih dedi: İşte dişi bir deve! Su içme hakkı  (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizin! Sakın ona bir kötülükle dokunmayın, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir!” (Şuara 155-156) Müfessirlerin anlattığına göre Semud kavmi, bir gün toplantı  yerlerinde bir araya gelmişlerdi. Allah’ın Resulü Hz Salih, onların yanına vararak  onları Allah’a (kulluk etmeye) davet etmiş  onlara (ilahi azabı) hatırlatmış, onları (sapıklığa düşmekten) sakındırmış, onlara öğüt vermiş ve onları (batıla yanaşmamalarını) emretmişti. Fakat onlar,  Hz Salih’e – karşıdaki bir kayayı işaret ederek-:…

Read More

Resululah beni (Arabistan’ın güneybasında tarihi bir şehir ve halkı Hristiyan bir topluluk olan) Necran’a gönderdi. Necran halkı (bana): -‘Ne dersin, sizler (kitabınızda) ”Ey Harun’un kız kardeşi” (Meryem 19/28) ayetini okuyorsunuz. Oysa Musa, İsa’dan şu ve şu kadar zaman önce yaşamıştır!’ dediler. Derken Medine’ye döndüm Bu soruyu Resulullah’a anlattım. Resulullah: -‘Kendilerine haber verseydin ya, onlar (çocuklarına) kendilerinden önce geçen peygamberlerin ve salih kimselerin adlarını verirlerdi!’ buyurdu. Ahmet bin Hanbel, el-Müsned, (18201)

Read More

İşte bu sebeple Hz Salih, onlara şöyle dedi: ”Ey kavmim! İşte size bir mucize olarak Allah’ın dişi devesi! Onu serbest bırakın, Allah’ın otlaklarında otlasın. Ona kötü  bir maksatla dokunmayın, sonra sizi azap yakalar!” (Hud 64) Hz Salih, bu deveyi, büyüklük ve yücelik bakımından ”Allah’ın evi”, ”Allah’ın kulu” gibi Yüce Allah’a nispet etti. Anlaşmaya varıldı. Buna göre bu deve, Semud halkının arasında dolaşacak, topraklardan istediği yerde otlayacak, gün aşırı suyun başına gelip içecekti. Sırası geldiğinde kuyu başına gelip suyunu içecekti. Onlar da su içerlerken, ertesi gün de kendilerine lazım olacak suyu önceden tedarik ediyorlar, ayrıca kendilerine yetecek kadar o devenin sütünü…

Read More

İşte peygamberlerin tümünün durumu böyledir. O zamanda meydana çıkması beklenmediği halde Hz Nuh, kendilerini esirgemesinden, şefkat ve merhametinden dolayı kavmini (İslam toplumuna karşı çıkacak Deccal’e karşı uyarmıştır. Nitekim Buhari dedi ki: ”Resulullah, (bir gün) insanlar arasında oturmaktayken ayağa kalktı. Yüce Allah’ı layık olduğu biçimde övdü. Sonra Deccal’i anlattı ve: -‘Doğrusu ben, sizi, Deccal’e karşı uyarıyorum. Ona karşı kavmini uyarmamış hiç bir peygamber yoktur. Nuh da kavmini; Deccal’e karşı uyarmıştır. Ama ben, hiçbir peygamberin kavmine söylemediği bir sözü size söylüyorum: Biliniz ki Deccal’in bir gözü şaşıdır. Oysaki Allah şaşı değildir!” buyurdu. ”Deccal ile ilgili olarak hiç bir peygamberin kendi kavmine anlatmadığı…

Read More

Ebu Hureyre Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: Allah Teala gökleri ve yeri yaratınca Sur’u da yaratıp İsrafil’in eline verdi. O da onu ağzına koyarak ”Ne zaman üflemekle emrolunacağım” diye gözlerini Arş’a dikerek bekler vaziyettedir. ”Ya Resulallah! Sur nedir?” diye sordum. Bana: ”Nurdan bir boynuzdur” diye cevap verdi. ”Ya Resulüllah, nasıl bir şeydir”diye sordum. O da bana: ”Çok büyük bir daire şeklindedir. Beni Hak dinle Peygamber olarak gönderen Allah Teala adına yemin ederim ki büyüklüğü yerle gök arası genişliğindedir. İsrafil bu sura üç kere üfler: Birinci üflemeyle herkesi ürkütür, ikincisiyle hepsini öldürür, üçüncüsüyle hepsi tekrar dirilir. Üçüncü üfleyişten sonra ruhlar…

Read More

Hz Ali şöyle der: ”Cehennemlik görmek isteyen kişi, önünde ayakta dikilenler varken oturana baksın!” Hz Enes şöyle der: Sahabilerin gözünde en değerli insan Allah Resülü idi. Fakat buna rağmen Peygamberimiz geldiğinde ayağa kalkmazlardı. Çünkü bundan hiç memnun kalmayacağını biliyorlardı. Peygamberimiz  sahabilerle yürürken kimi zaman onları önüne geçirir veya aralarında yürürdü. Bu, onlara tevazu sahibi olmaları için ve şeytanın kalplerine kibir bırakmasını önlemek için yaptığı bir davranıştı. İmam Gazali – Kalplerin Keşfi

Read More

1529’da Almanya Seferi’nde hükümet merkezi kuşatıldığı halde Kanuni’nin karşısına çıkamayan Ferdinand yine ortalarda görünmemektedir. Osmanlı ordusu Ferdinand’a bağlı topraklara girmiştir. Kanuni’nin niyeti ve planı düşman ile bir meydan muharebesi yapmaktı. Kanuni Ferdinand’ı tahrik ederek karşısına çıkarmak istedi. Padişah’ın Ferdinand’a hitap şekli şöyleydi: ”Bu kadar zamandır erlik davası eder, er meydanındayım dersin. Şimdiye değin kaç keredir ki üzerine geliyorum ve mülkünde dilediğim gibi tasarruf ediyorum, ne senden ne de kardeşinden eser yok. Size saltanat ve erlik davası haramdır! Askerinden belki avretinden utanmaz mısın? Belki avrette gayret var sende yoktur! Er isen meydana gelesin! Hak Teala Hazretlerinin takdiri ne ise yerine gelse…

Read More

Allah Teala, Hz Musa’ya şöyle vahyetti: ”Ben, sadece benim azametim karşısında tevazu gösterip yarattıklarıma karşı kibirli olmayan ve benden sürekli kalbiyle korkan kimselerin namazını kabul ederim.” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi

Read More

Nitekim, İbn Abbas Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: ”Bir zaman sonra öyle bir topluluk gelecek ki, Kur’an-ı Kerim’i okuyacaklar fakat okudukları boğazlarını geçmeyecek” şöyle diyecekler: ”Biz Kur’an okuyoruz. Bizden daha güzel kim Kur’an okuyabilir! Bizden daha güzel kim Kur’an bilebilir! Ey ümmetim, bunlar sizin aranızdan çıkacak! İşte bu kişiler cehennem yakıtıdırlar!” İmam Gazali – Kalplerin Keşfi

Read More

Hikaye edildiğine göre Hz İsa bir gün İblis ile karşılaştı, İblis’in bir elinde bal, diğer elinde kül vardı. Hz İsa: ”Bu bal ve külle ne yapıyorsun ey Allah düşmanı?” diye sordu. İblis: ”Balı gıybet yapanların ağzına sürüyorum ki daha rahat gıybet yapsınlar. Külü de yetimlerin yüzüne serpiyorum ki insanlar buğzetsinler” diye cevap verdi. Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: ”Yetime vurulduğunda ağlayışından dolayı Rahman’ın arşı titrer ve Allah Azze ve Celle şöyle der: Ey Meleklerim, babasını toprakta gizlediğim şu çocuğu kim ağlatıyor!” (İbn Adiyy, 722/2) İmam Gazali – Kalplerin Keşfi

Read More

Vehb bin Münebbih şöyle der: Hz Musa, Firavun’a: ”İman et, saltanatın sende kalacak” dedi. Firavun: ”Haman’a danışayım” diye cevap verdi. Haman ona şöyle dedi: ”Sen şu an kendine ibadet edilen bir ilahsın; iman edince ibadet eden bir kul olacaksın.” Bu cevapla Firavun imandan yüz çevirdi ve nihayetinde denizde boğulup gitti. İmam Gazali – Kalplerin Keşfi

Read More